21 Kasım 2015

LÜBBEY'DE SONBAHAR

Lübbey'de sonbahar
Bir turla geldiğimiz Lübbey'de iki saat kadar  kalabiliyoruz.  Burası, Bozdağın Ödemişe ovasına bakan güney yamacında uçurum denecek bir yerde kurulmuş, kartal yuvasını andırıyor. ( Daha önce köy olan Lübbey büyük şehir yasası ile Ödemiş'e  bağlı bir mahalle olmuştur, Ödemişe 18 km. dir.  ) Lübbey hakkında literatürde bir bilgi yok.  Burası ile ilgili herhangi bir  araştırma ve kazıda yapılmamış. Sart ile Efes arasında bulunan yol üzerinde olması, çok eski  bir yerleşim yeri olabileceğini güçlendiriyor.

Bir söylentiye göre Lübbey; Lüb ve Dab  adında Türkmen beyleri  tarafından kurulmuştur. Lübbey adının da buradan geldiği söylenmektedir.
Lübbey'liler, 1980 den sonra ulaşım durumu daha iyi olan ve  yayla olarak kullandıkları Çamyayla'ya yerleşmişler. Şimdi burada oturan sadece  birkaç  yaşlı aile kalmış.

Mevsimin sonbahar olmasının da etkisiyle, Lüpbey sokaklarında yürürken duygusal anlar yaşıyoruz.
Bir zamanlar insan ve hayvan  seslerinin  birbirine karıştığı bu daracık sokaklarda, şimdi derin bir sessizlik var.
Bazı ağaçların yaprakları sararmış ve  dökülmeye başlamış. Sokaklarda yer yer  incir ve nar ağaçları var. Karşı yamaç ve vadiler rengarenk, buradan çok güzel görünüyor.

Lübbey'de evlerin çoğu yıkılmış, ya da yıkılmak üzere, bazılarının içinde otlar, ağaçlar  bitmiş. Sokaklardan geçerken üzerimize bir şeyler  düşmesinden korkarak dikkatli  yürüyoruz.  İki katlı olan evlerin taştan olan alt katı ahır olarak kullanılmış. Evlerin çoğu  birbirine bitişik olarak yapılmışlar. Bunun bir nedeninin de güvenlik olduğu, evler arasında bir bağlantı olduğu belirtiliyor.

Tek odadan oluşan okulu gezerken bir öğretmen olarak  duygulanmak mümkün değil, duvardaki karatahtanın üzerinde eski arap alfabesi ile yazılmış yazılar var. Duvarlara çizilmiş resimler, yazılar o günlerin bir hatırası olarak duruyorlar.

Lüpbey'in camisi de  ilginç, minaresi yok, duvarlara çizilmiş resimler dikkat çekiyor. Alevi ve sünni toplumun bir zamanlar burayı birlikte ibadet yeri olarak kullandığı söyleniyor.

Lübbey'den ayrılırken, maalesef  gözümüz arkada kalıyor. Lübbey doğaya yenik düşmüş, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya, bir an önce bir şeyler yapılması lazım!

Şimdi de buyurun Lübbey' i beraber gezelim.

Terk edilmiş bir köy, Lübbey.
Lübbey, eski adı "Thomlos" olan Bozdağların  eteklerinde kurulmuş.
Lübbey
Lübbey'de içinde oturulan  bir kaç evden bir. 
Boş sokaklar, yaprakları sararan ağaçlar.
Okulda diğer binalar gibi yıkılmış.
Okulun içi
Okulun içinde bir duvar ve arap alfabesi ile yazılmış yazılar ve resimler.
Bazı evlerden geriye sadece  ocak  ve duvarlar kalmış.
Arkada bozdağ.
Yıkılmış bir başka ev.

Zamana yenik düşmüş bir başka ev.

Lübbey'de bir sokak.
Tarihi caminin dış görünüşü.
Caminin içi, duvarlara ve mihraba çizilmiş resimler dikkat çekiyor.
Caminin içinden bir başka görüntü.
Lübbey kartal yuvası gibi, etrafına hakim bir yerde kurulmuş. 
Bu kapı belki de bir daha  açılmayacak.
Lübbey'in etrafı ormanlarla kaplı. Çevresinde başka yerleşim yeri  yok.
Eskilerin deyimiyle " Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer."
Lübbey'den bir başka görüntü.
Lübbey'de sonbahar bir başka güzel.
Lübbey'de sonbahar

Lübbey'den ayrılırken, ben de bir hatıra fotoğrafı çektiriyorum.
Bir daha yolumuz buraya ya düşer ya düşmez.


2 yorum:

  1. Nasıl merak ettim Lübbey'i.
    Babam da Ödemiş'in bir köyünden olmasına rağmen hiç duymamıştım bu komşu köyü. Blogunuz sayesnde haberdar oldum ve gidilmesi gereken yerlerime ekledim. Terk edilmiş yerler hep ilgimi çeker
    Geziler sayesinde belki yeniden canlanır veya en azından bir müze köye dönüşür. İnanmasam da hayal etmesi güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de görülmesi gereken ilginç bir yer. İnsan burayı gezerken karmaşık duygular hissediyor.

      Sil