25 Ağustos 2013

SPİL DAĞI MİLLİ PARKI VE MANİSA TARZANI

Dağlar, genel olarak büyüklükleriyle, yükseklikleriyle  ün yapmıştır. Ancak bazı dağlar vardır ki, adı daha başka nedenlerden dolayı öne çıkmıştır.   Manisa ile adı özdeşleşmiş olan Spil Dağı da bunlardan biridir.
Gediz ve K.Menderes ırmakları arasında uzanan Bozdağlar içinde yer alan Spil Dağı,  1517 m. yükseklikte ve  üzeri ormanlarla kaplıdır.

Spil Dağı'nın asıl önemi ise, tarihten ve mitolojiden kaynaklanmaktadır. İmir'e 50 km, Manisa'ya 24 km. uzakta bulunan bu dağa iki farklı yoldan çıkmak mümkündür. Manisa lalesi ( tulipa orphanidea ) ve yılkı atları ile de  meşhur olan Spil Dağı, 1968 yılında milli park ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Spil Dağı'na çıkarken Manisa
Manisa seyir yeri
Seyir yerinden Manisa
Spil Dağı'dan bir görüntü
Spil Dağın'dan Kemalpaşa çıkışı
Spil Dağı hatırası 
Spil Dağı'ndaki yangın gözetleme kulesi
Spil Dağı'na daha önce de ailecek bir kaç kez çıkmış ve çok beğenmiştik.  Bayram nedeniyle bu defa gittiğimizde ( 10.08.2013 ) doğrusu şok olduk. Her taraf şantiye halindeydi, ormanın içine çok geniş yollar açılmıştı.  Kim bilir bu düzenlemeler  ne kadar ağaça mal olmuştur.  Henüz çalışmalar tamamlanmadığından oturup  piknik yapacak uygun  bir yer bulamadık, toz toprak içinde kaldık.
Beni asıl üzen ise; bu çalışmalar yapılırken çevreye, doğaya gereken önemin verilmemiş olmasıydı.

Bu fotoğrafın altına ne yazıla bilir ki!
Spil Dağı'nda yapılan alt yapı çalışmaları
Spil Dağı Mili Parkı 2012 ağustos aylından itibaren halka kapalıymış, yeni açılmıştı, alt yapı çalışmaları yapılıyormuş. Yeni yollar ve binalar yapılmış, tamamlandığında 'Egenin incisi' olacakmış. İlk bakışta bunda ne var, çok iyi diyebilirsiniz. Ancak bunlar yapılırken çevreye, doğayı zarar veriyorsanız ; burada gördüğüm kadarıyla  bunlara yeterince dikkat edilmemiş, o zaman yapılan bunca masraflar neye yarar. Keşke eskisi gibi kalsaydı da doğa korunmuş olsaydı.

Nitekim, günümüzde bir çok  ülke, doğayı koruyabilmek, insanların ona  zarar vermesini engellemek için, ormanlara daha önce  yaptıkları yolları, tesisleri kaldırarak, eskisi gibi doğal haline döndürmeye başlamıştır. Bizler ise, Milli Park ilan ettiğimiz yerleri turizm adı altında şehirleştirerek yok ediyoruz.

Spil Dağı
Spil Dağı ( Karamuk )

Şimdi size burada yaşanmış geçek  bir hikaye anlatmak istiyorum.  Bunu yazarken, çeşitli kaynaklardan topladığım bilgilerden dolayı bazı  yanlışlar olabilir. Ancak; bu hikaye artık bir efsaneye dönüşmüş olduğu için ayrıntıların çokta fazla önemi kalmamıştır. Bu, Spil Dağı'nın, oradaki tek bir ağacın bile niçin çok önemli olduğunun, mutlaka  korunması gerektiğinin hikayesidir.

 Manisa Tarzanı  ( 1899- 1963 )  Alıntıdır.
Kurtuluş Savaşı sırasında , Yunanlılar geri çekilirken işgal sırasındaki gibi davranmaz. Geçtikleri yerleri ateşe verirler, Manisa'da bundan nasibini alır, her yer yanar.
Bu sırada Manisa'ya gelen Türk birliğinde, adının Ahmet Bedevi ( Resmi kayıtlarlar da ki adı, Ahmeddin Carlak ) olduğunu söyleyen bir asker de vardır.
Ne hazindir ki, II.Dünya savaşına ve Kurtuluş savaşına katılan, İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen bu askerin şimdi ne gidecek bir memleketi, nede bir ailesi vardır. Doğduğu şehir ( Samarra ) Irak'ta kalmış, çok sevdiği eşini ise bir uçurumdan aşağı düşmesini engelleyemediğinden kaybetmiştir. Belki de, o uçurum da  bir ağaç olsa kurtulacaktır.

Manisa Belediyesi bu gariban ve kimsesiz insana sahip çıkar, onu bahçıvan çırağı olarak işe alır. Ahmet Bedevi ölünceye kadar Spil Dağı'nın eteklerinde bir kulübede tek başına yaşar, gazete kağıtları üzerinde yatar, tek giysisi siyah şortudur. Her gün öğle vakti  kulübesinin yakınındaki topu ateşler, Manisa'nın her yerine ağaç diker. Aynı zamanda iyi bir sporcu olan Ahmet Bedevi ( İyi bir dağcı olan Ahmet Bedevi Ağrı, Cilo ve Aladağlara tırmanmıştır. ), bu yeteneği sayesinde çok kolay tırmandığı  Spil Dağı'na da çok sayıda fidan diker.

Manisalılar, yarı çıplak ve sakallı bir şekilde dolaşan bu insan hakkında farklı şeyler düşünürler; Bazıları onun yaptıklarını takdirle karşılarken, bazıları onun bir ajan olabileceğini düşünür. Halk, önce ona, sakallı olduğu için, 'Topçu Hacı' der, daha sonra, o sıralarda sinemalarda gösterilmekte olan bir filminden esinlenerek 'Manisa Tarzanı' demeye başlar.

Kendini doğaya adamış olan bu değerli insan, nam- ı diğer Manisa Tarzanı, ölünceye kadar ( 31 Mayıs 1963 ) her yere  binlerce ağaç diker.  Manisa ve Spil Dağı bu gün sahip olduğu yeşilliği ve güzelliği biraz da ona borçludur.

Manisa Tarzanı diktiği ağaçlarla, sadece Manisa'ya değil bütün Türkiye'ye örnek olmuştur. Onun sayesinde Spil Dağı hakkında anlatılan efsanelere bir yenisi daha  eklenmiştir.

Sonuç olarak;
Doğal alanlar düzenlenirken halkın görüşü alınmalı ve doğa ile insanın uyum içinde yaşamasını sağlayan bir doğa kanunu çıkarılmalıdır. Ne adla olursa olsun, kim olursa olsun, hiç kimsenin  doğal alanlara zarar vermeye hakkı yoktur, buralar sadece insanların değil bütün canlıların da ortak yaşam alanlarıdır.
Doğayı korumak kendimizi korumaktır.

Yararlandığım Kaynaklar :
Vikipedi
Sunay Akın ' Onlar Hep Oradaydı '
    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder