Doğa sevgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğa sevgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2020

DOĞA VE İNSAN

Doğa  ve insan
Tozu dumana katarak ilerleyen bir  araba  adeta doğaya meydan okuyordu.  İnsansız bir hava aracı  gökyüzünde uçarken,  nükleer enerji ile çalışan bir  gemi  okyanusta aylarca kalabiliyor...
Bulutların üstünden yükselen bir ses, bizim yaramazlar  oyuncaklarıyla  oynuyor dedi. Halbuki insanoğlu onun  tahtına göz dikmişti, tıpki babasının tahtını ele  geçmek isteyen  prens gibi.  Doğaya hakim olmak,  her şeyi kendi istediği gibi yapmakta kararlıydı.  Doğanın kuralları görmemezlikten geliniyordu.   Ya doğa, kendi  yarattığı bu canavarın emrine girer mi?  Ya da yarattığı bu canavarı  yok edip  kendi  yoluna mı  devam eder!    

İnsanoğlu toplu yaşamaya başladıktan sonra, emeğin büyük bir kısmını  silaha / teknolijiye  harcıyarak birbirleri üzerinde hakimiyet kurarak sömürmeye harcamaktadır.  Böylece,  tek başına kalınca doğanın/ dünyanın   hakim olacağını ve  doğanın yerine geçeceğini  sanmaktadır. Bu kafa ile  doğaya hakim olsa ne olur?  Hep beraber, kardeşçe yaşanacak bir dünya kurmadıktan   sonra. İnsanoğlu doğanın bize bahşettiği  aklı, bence yanlış kullanıyor. 

29 Aralık 2018

KİRPİ YAVRUSU VE ADAM

Kirpi Yavrusu Ve  Adam
( Hikaye ) 
O sabah  kirpi* yavrusu  çok heyecanlıydı, annesi ilk defa dışarıya çıkmasına  için izin vermişti. Kardeşleri hastalanıp  ölünce,  yuvada tek kalınca  çok sıkılmıştı. Bir an önce annesi gibi dışarıya çıkmak, gezmek, oynamak   istiyordu. 
Annesi onu yolcu ederken, daha önce defalarca anlattıklarını, üstüne basa basa bir daha  söyledi.  Avlanmak için  gece dışarı çıkmasını, bir tehlike hissederse top halini almasını özellikle belirti. 

Kirpi yavrusu zeytin ağaçlarının arasından geçerken, kendine göre çok  büyük olan bir şey  gördü.  Annesinin anlattıklarından, bunun bir insan olduğunu anladı. Bahçe sahibi topladığı zeytin ağaçlarının kırılan dallarını buduyordu.  Kirpi yavrusu, bu kadar büyük bir şeyin  karnını nasıl  doyduğunu düşündü ve 'iyi ki bu kadar büyük  değilim' diyerek haline şükretti. Bu arada karnın iyice acıktığını hissetti.  Yiyecek bir şeyler bulabilmek  için,  etrafına bakarak ilerliyordu. 
Bunlar da ne?  Etrafında birden dört küçük  kedi  yavrusu belirmişti. Kediler, ilk defa gördükleri bu garip  şeyi incelemeye başlamışlardı. Küçük kirpi hemen annesinin sözlerini hatırladı ve top haline  geldi.  Kedi yavrularından biri onu kokladı, bir başkası  çok yaklaşınca, dikenleri burnuna  batı ve  geri çekildi. Daha sonra da oradan uzaklaştılar. Hiç sevmediği dikenleri onu korumuştu. İçinden bir daha dikenli olduğum için üzülmeyeceğim dedi.
Bu arada annesinin getirdiği salyangoz, sümüklü böcek, kelebek, solucan gibi yiyeceklerden  hiç birini bulamamıştı. Birden, annesinin getirdiği otlar aklına geldi. Etrafı,  sonbaharda yağan yağmurlardan sonra yemyeşil otlar kaplamıştı. Bir kaç değişik ot denedikten sonra, annesinin  getirdiği marulları görünce sevindi.  Bahçe sahibinin  marullarını  iştahla  yemeye başladı. Marul yapraklarını yerken  çıkan  sesi duyan  bahçe sahibi hızla oraya koşmuştu.  Kirpi yavrusu tekrar  savunma pozisyonuna geçmiş ve  top haline gelmişti.  Bu defa tehlike çok büyüktü. Annesi, bazı insanların hayvanları sevmediğini, hatta öldürdüğünü  söylemişti.

Bahçe sahibi, 'demek marulları sen yiyordun dedi.  Sonra da, 'bu daha  yavru, annesi yemiş olmalı' dedi. Kirpi yavrusu,  annesinin  getirdiği marulların bu adamın olduğunu anlayınca dah da korktu.  Üstelik adamın elinde zeytin ağacını budadığı kesici bir de alet vardı.
Bu arada adamı gören  kedi yavruları yeniden oraya  koşmuş,  adamın etrafında miyavlıyorlardı.  Yavruları kucana alan  adam oradan uzaklaşınca, kirpi yavrusu rahat bir nefes aldı.  Korktuğu gibi bir şey olmamıştı.
Etrafta kimsenin  kalmadığını görünce de, marul yapraklarını  yemeye devam etti. 
Kirpi Yavrusu Ve Adam
( Hikaye ) 
Ancak, çok geçmeden  adam elinde küçük bir kapla  tekrar  gelmişti. Bir taraftan da, 'kış yaklaştı, bu yavrucak  ne zaman büyüyecek'  diye  kendi kendine söyleniyordu. Daha sonra da,  kedi maması kabını kirpi yavrusunun bulunduğu yere koyarak işinin başına döndü. Kedi mamasının  tadı kirpi yavrusunun çok hoşuna gitmişti. İlk defa bu kadar lezzetli birşey yiyordu. 

Kirpi yavrusu  yuvasına dönmek için hareket etti. Olanları annesine anlatmak için sabırsızlanıyordu. Doğada  geçirdiği  bu ilk günde çok şeyler yaşamıştı. Bu defa sevincinden  top haline gelmiş  yuvarlanıyordu, dikenlerine batan yaprakların içinde  çok komik görünüyordu.

Yuvada annesi yoktu, avlanmaya çıkmıştır diyerek uyudu. Sabah uyandığında annesinin hiç gelmediğini anladı. Yolcu ederken söylediği sözlerin, aslında  vedalaşmak olduğunu  anladı. Bundan sonra tek başına yaşayacak ve mücadele edecekti. 

Kış yaklaşmıştı, kirpi yavrusunun  kış  uykusuna yatmadan önce çok  iyi beslenmesi, kendini soğuktan ve yağmurdan koruyacak daha iyi bir  yuva bulması  gerekiyordu.

Akşam olunca  kirpi yavrusunun  karnı tekrar acıkmıştı. Yuvasından çıktı, etraf sesizdi, ay ışığı vardı, ilk defa gece dışarıya  çıkıyordu, daha dikkatli olması lazımdı. Nereye gittiğini bilmeden ilerlemeye başladı, ayakları onu bildiği tek yere doğru götürmüştü.
O da ne?
Gündüz  yediği o çok sevdiği kedi  maması tabağı dopdolu duruyordu.  Adam, kirpi yavrusunun oraya tekrar geleceğini tahmin ettiği için kedilerine verdiği mamadan ona da  koymuştu.
Kirpi yavrusu,  artık her gece adamın koyduğu kedi mamaları yemeye geliyordu. Hızlı bir şekilde kilo almaya  başlamıştı, adamın kestiği  zeytin dallarının altına ise  yeni bir yuva kurmuştu.

Bu arada  havalar iyice soğumuş, kış kendini iyice  hissettirmeye başlamıştı. Bir gün adam koyduğu mamanın yenmediğinin farketti. Kirpi yavrusu kış uykusuna yatmıştı. Adam, 'belki bahar gelince tekrar karşılaşırırız' dedi. 

* Kirpi, en eski memeli hayvanlardan biridir. Hem otcul hemde etcildir,  daha çok böcekle beslenir. Gececidir, kış uykusuna yatar ve  ortalama 1.5 yıl kadar yaşar. Yetişkin bir kirpinin vücudunda 7000 kadar diken bulunur. Zehirlere karşı çok dirençlidir, bu nedenle zehirli yılanların çok olduğu yerlerde eskiden beri koruyucu olarak beslenmiştir. Zararlı böcekleri yiyerek ekosisteme katkıda bulunur. Yurdumuzda daha çok  Akdeniz kirpisi ( Erinaceus concolor ) yaşar.  Avlanması yasaktır. 

28 Kasım 2015

YEŞİL KURBAĞALAR

Yeşil Kurbağalar 
Hikaye 
İlkokula  gidiyordum. Dedem, bugün seni Kurbağalı Dere'ye götürecem deyince, 'oley' diye  bağırmıştım, Kurbağalı  Dere'yi daha önce  görmemiştim.  Hava çok sıcaktı, dereye gelince şok olmuştuk. Dedem, 'Bu kadarını da beklemiyordum, dereyi  mahvetmişler; eskiden burada  balık tutuyordum, hayvanlara içecek su bile kalmamış, artık' dedi. Bu arada  küçük bir yılan  önümüzden geçerek  taşların arasında kayboldu.  Susuz kalan çalılar, ağaçlar  kurumaya başlamıştı.  Bir kurbağa,  belkide ölmüş olan sevgilisine  vıraklıyordu.        
Dereden çıkmış, vadinin kıyısındaki patika yolda  yürümeye başlamıştık. Yeşil bir kurbağa yolda hareketsiz  duruyordu, Dedem, ölmüş dedi. Derelere gerekli inceleme ve araştırma  yapılmadan HES yapılıyor,  burada yaşıyan canlılar  düşünülmüyor.  Onların da bizim kadar  yaşamaya  hakkı var.  Herkes doğada birbirine muhtaçtır ve  gereklidir. Doğayı korumamız gerekir dedi.     

HES'in ne olduğunu ilk kez  burada Dedem'den duymuştum. Sudan  yararlanılarak elektrik üreten tesislere kısaca  HES deniyormuş.  Sular  boşuna akmasın diye, gerekli çevre incelemesi yaplmadan kurulan bazı HES'lerin artık hiç de anlatılan gibi masum olmadığı ortaya çıkmış.  Bu tesisler yapılırken ve işletilirken çevreye verdiği zararlar ise görmemezlikten gelindiği için; Hasankeyf gibi binlerce yıllık tarihi kentlerimiz, bazı bitki türleri  ve hayvanlar  yanlış yerlere kurulan HES'ler yüzünden yok olmaktadır.  Su kaynaklarının gittikce azaldığı günümüzde, hidroelektrik enerjisi yerine  güneşten, rüzgardan elektrik elde ederek,  doğaya hayat veren, yeraltı sularını, çevresini  koruyan   derelerimizi özgür bırakmamız gerektirmektedir.   

Biraz sonra  Hidro elektrik santralinin kurulduğu  yere gelmiştik. Derenin yatağı değiştirilerek, sular yüksek bir yerden aşağı kalın  boruların içinden düşerek  santral binasına giriyordu.  Bu nedenle  derenin suyu kesilen bölümü kurumuş, burada yaşıyan canlılar ölmeye başlamıştı.    
Yeşil Kurbağalar
Hikaye 
Kapıda 'girmek yasaktır' yazdığı için santralin içerisini görememiştik. Burada, yüksekten  düşen suların sahip olduğu potansiyel enerji türibinler ve jeneretörler aracılıyla  elektrik enerjisine dönüşüyormuş.     
Dedem, derenin suyunun tamamen kesilmesine çok kızmıştı.  Yazın bu santrallerin kapatılması gerekir, bindiğimiz dalı kestiğimizi anlayınca çok geç kalınmış olacağız diye hayıflandı.   

Eve gelmiştik, gördüklerim, dedemin söyledikleri, yeşil kurbağanın ölüsü  gözümün önünden bir türlü gitmiyordu. Dedem'in, onları öldürmeye hakkımız yok, bizim kadar onların da  yaşama hakkı var, doğada herkes birbirine muhtaç ......v.b.  sözleri beni çok  etkilemişti. 
 
Babaannem, size ne oldu koyduğum poğaçayı da yememişiniz dedi. Derenin suyunun  hepsini HES'e bağlamışlar, dere kurumuş, hayvanlar ölmeye başlamış dedi, Dedem.  Babaannem, çok direndik ama bizi dinlemediler, rant  için dağlarımız, ormanlarımız, derelerimiz yok ediliyor,  gelecek nesiller bizi affetmeyecek! 

Okula gideceğim için erken yatmıştım ama bir türlü uyuyamıyordum.  Dere kuruduğu için  susuzluktan  ölen yeşil kurbağa gözümün önünden bir türlü gitmiyordu. Sonunda  uyumuştum, yüzlerce yeşil kurbağa üzerime doğru geliyordu. Babaannem beni uyandırdığında kan ter içindeydim, korkumdan  altıma işemiştim.  'Ne gördün rüyanda, niye bu kadar korktun', dedi.  Babaanneme  sarılmıştım,  yeşil kurbağalar, onların suyunu ben kesmedim dedim.  Bu arada Dedem de uyanmış  gelmişti. Bugün olanlardan  çok etkilenmiş olacak dedi. Babaannem üzerimi değiştirdikten sonra beni kendi yataklarına götürdüler.
Şimdi nerde bir bir kurbağa  görsem, çoçukluğumda yaşadığım bu anımı hatırlarım.   
                                                
Dedemden Masallar, Bahçeköy / Seferihisar. 
A Kadir Bekçi 

11 Mart 2014

ÖZDERE - GÖKSU DERESİ DOĞA YÜRÜYÜŞÜ

Özdere - Göksu Deresi Doğa Yürüyüşü
 Teos Doğa Sporları Grubu
Teos Doğa Sporları Grubu ( Seferihisar ) tarafından  düzenlenen doğa yürüyüşleri,  bu hafta sonu  ( 09.02.2014 )  Özdere'de yapıldı. Plajları ile ünlü turistik  bir sahil kasabası olan Özdere, doğa yürüyüşü yapmak için de muhteşem  bir doğaya sahiptir. Eski adı 'Kesre' olan Özdere, İzmir'in Menderes ( Cumaovası ) ilçesine bağlı bir mahalle ( Cumhuriyet ) olmasına rağmen,  ilçe merkezinden   43 km uzaklıkta  bulunuyor.   Seferihisar - Kuşadası yolu üzerinde, İzmir'in  en önemli  turizm merkezlerinden biridir.  
İzmir Haritası
İzmir'de soğuk ve yağışlı bir hava olduğu için, yürüyüşe  az arkadaşımız gelmişti ( 9 kişi ).  Yürüyüşe, Özdere'nin içinden  denize dökülen Göksü  Deresi'nin  vadisi  içinden   başladık.  Bu yıl İzmir'de  kış mevsimi  kurak geçtiği için, derede çok az su vardı.  Daha sonra, engebeli ve ormanlık  bir araziden    tırmanarak zirve yaptık. Zaman zaman yağmur yağdığı için, öğle yemeğimizi bir çam ağacın altında yedik. Özdere ve Ege Denizi çok güzel görünmesine rağmen,  hava kapalı ve yağışlı  olduğu için manzaranın tadına varamadık. Öğleden sonra, başka bir güzergah üzerinden inişe geçerek  parkuru tamamladık.    
Yaklaşık beş  saat süren yürüyüşümüz, her şeye rağmen güzel  geçti.  

İşte bu yürüyüşümüzden renkli görüntüler. İyi seyirler, sevgili doğa severler.
Yürüyüşe yağmurlu bir havada başlıyoruz. 
 Özdere / Menderes.
Kır papatyaları 
Göksu Deresi vadisi
 Özdere / Menderes. 
  
Göksu Deresi vadısi, Özdere / Menderes.  
Teos Doğa Sporları Grubu
 
Yosun tutmuş taşlar
Orman içinde eski bir yerleşim yerine rastlıyoruz.

Teos Doğa Sporları Grubu
Yaşlı bu çam ağacının altında hatıra  fotoğrafı  çektiriyoruz.
Yıldırım düşmüş bir ağaç.
Yemeğimizi yağmur yağdığı için bir ağacın altında yiyoruz.
İlginç bir çam ağacı 

Doğa bir harika                   
Ada soğanı /  Kum örümcekotu
( Drimia marima )
Dağ laleleri ya da Manisalalesi
 ( Anemone coronaria )
Yağmurun dinmesi ile rahatlıyoruz.
Teos Doğa Sporları Grubu

Kısa bir mola 

Özdere, Menderes.
Mantar.
Özdere, Menderes
Yağmur yeniden başlıyor. 

Yıldırım düşmesi sonucu bir kısmı yanmış başka bir ağaç.
Tekrar yağmur yağmaya başlıyor.  

Ege Denizi
Özdere, Menderes ( Kuşbakışı )
Özdere sahilleri, Menderes.
( Kuşbakışı )
Kış mevsimi kurak geçtiği için  derelerde su yok.
Yaşlı bir çınar ağacı 

Orman içinde etrafı taşlarla çevrili bir yapı kalıntısı. 

Özdere, Menderes ( Kuşbakışı )
Teos Doğa Sporları Grubu
Arkada Özdere ve Ege Denizi
Özdere kıyıları, Menderes
( Kuşbakışı )
Teos Doğa Sporları Grubu
Özdere / Menderes. 

Orman içinde Eski bir mezarlık
Mezar taşları dikkat çekiyor.
Kayalarda yetişmiş bir  çam ağacı.

Kireç taşlarının erimesi sonucu oluşan bir mağara.
Eski bir yerleşim alanı
Özdere / Menderes
Cumhuriyet Mahallesi / Özdere
( Kuşbakışı )
Yol kenarında,  çobanların yaktığı ateşte bir süre ısınıyoruz.
İlginç bir kaya oluşumu
Kaya oluşumu 

Özdere / Menderes
Keçiboğan ( Calicotome villosa 
Keçiler
Özdere / Menderes. 
Özdere / Menderes. 
Bir başka doğa yürüyüşünde bulşmak üzere, hoşçakalınız sevgili doğa severler. Bizi izlemeye devam ediniz.