Meyve ağacı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meyve ağacı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2024

ELMA AĞACI ( Malus )

Bahçe elması  ( Malus domestica )
Elma, dünyada  en çok  yetiştirilen ve sevilen  meyvelerin başında gelir. Eski çağlardan beri  kültürü yapılmaktadır. Elma,Türkçe kökenli bir kelimedir, aslı 'alma' dır.  Kelimenin başındaki  'al' kırmızı demektir,  dolayısıyle 'kırmızı meyve' demektir.  Meyvelerin anası, atası olarak kabul edilir.  Kazakistan'ın eski başkenti olan Almatı ( Alma Ata ), elmalı veya elmanın yayıldığı yer demektir. 

Bir rivayete göre elma, Adem ile Havva'nın cennetten kovulmasına neden olan yasak meyve olarak kabul edilir. Varlığı ilk insana kadar uzanır. Cinselliği sembolize eder.

Newton un, elma ağacının altında kafasına düşen elma sayesinde  yerçekimi kanunu bulduğu rivayet edilir. 

Homeros'un ünlü  İlya'da destanında anlatılanlara  göre; Afrodit,  İda ( Kaz dağı ) dağında yapılan  ilk güzellik yarışmasını  Paris'in altın elmayı kendine vermesi ile kazanır.  Pek çok ülkede, elma ile  mitolojik hikaye, efsane ve  masallara rastlanır*. 
Elma ağacı - çiçeği ( Malus domestica )
Malus cinsini oluşturan oluşturan elma gülgiller ( Rosaceae )  familyasındandır. Dünya üzerinde yaklaşık 40 - 50 kadar elma  türü ve binlerce çeşidi vardır.  Meyvesi ile ünlü olan elma ağacı kışın yaprağını döker, 10 - 12 m. kadar büyür, beyaz veya  pembe renkli  çiçekler  açar.  Cins  adı meyve demektir.  Anavatanı kesin olarak bilinmemekle beraber  bazı kaynaklarda Hazar Denizi ile Karadeniz arasındaki bölge  ( Kafkaslar ), bazı kaynaklarda ise Orta Asya olarak belirtilmiştir.  Dünyaya Orta Asya'dan yayıldığı kabul edilir. Kuzey Anadolu, Kafkaslar, Kazakistan ve Güney Rusya'da çok eski çağlardan beri  yetiştirilmiştir.
Meyveleri A  ve  C vitamini bakımından zengindir, taze olarak  bir yıl kadar saklanabilir. Armut, ayva gibi yalancı bir meyvedir. Esas meyve etli kısmın ortasında bulunur ve çekirdeklerden oluşur. Tadı kokusu ve rengi çeşidine göre değişir. Elmanın iyi bir şekilde yıkandıktan sonra  ( ilaç kalıntıları nedeniyle )  kabuğu ile yenmesi tavsiye edilmektedir. 
Yaban elması ( Malus sylvestris ) 
Azdavay / Kastamonu 
Yurdumuzda doğal olarak iki elma  türü yetişmektedir (  Malus pumila ve Malus sylvestris ).  Bunlardan Malus sylvestris ( yaban elması ), bahçelerde yetiştirilen  Malus domestica ( ya da M. communis ) türünün atasıdır, 500 kadar kültür çeşidi vardır. Malus pumila ( bodur elma )  ve bazı çeşitleri  Doğu Karadeniz Bölgesi'nde  kültür olarak yetiiştirilmektedir. Yurdumuzda doğal olarak yetişmeyen Malus  x purpurea ve Malus floribunda, park ve bahçelerde  süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. 
Süs elması ( Malus x purpurea
Elma, ılıman iklimlerde ve güneşli yerlerde yetişir. Soğuğa dayanıklıdır, fazla sıcağı ve kurak yerleri sevmez. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetiştirilmektedir ( En çok Isparta ilimizde yetiştirilmektedir.). Amasya ilimiz misket elması ile meşhurdur.   Güneşli yerleri ve verimli, derin ve geçirimli toprakları sever. Yaprağını döktüğünden dolayı, kışın belli bir soğuklanmaya  ihtiyacı vardır. Aşı ile üretilir, çekirdekten yetiştirilirse kalitesiz olur.  Türkiye elma üretiminde dünyada 3. 4.   sıradadır. Taze olarak, kurutularak  tüketildiği gibi, meyve suyu, sirkesi, reçeli  de olur.

Şifalı bitkiler uzmanı M.Messegue;  'Eğer bir tek ağacınız olacaksa, onun elma ağacı olmasını tercih edin.' diyor.
  
*Bir Slav mitine  göre, bir zamanlar sahip olduğu bahçenin  elmaları dillere destan olmuş bir kral varmış. Kralın bahçesindeki  elma ağaçlarından birisi altın elmalar vermekteymiş. Kral bu ağaçla övünür, onun gençlik ve güç kaynağı olan meyvelerine bir zarar gelsin istemezmiş. Ancak her gece ağaçtaki meyvelerin bir kısmı ortadan kayboluyormuş. Kral ağacın meyvelerine ne olduğunu anlayabilmek için İvan adlı genç bir işçiyi ağacın başına bekçi olarak dikmiş. İvan gece olduğunda ağaca gelen Anka kuşunu görmüş, tam kuşun üzerine atılacakken Ankakuşu çaldığı elmalarla beraber şaşılacak bir hızla gözden kaybolmuş. İvan'ın elinde Ankakuşunun  sadece bir adet tüyü kalmış. Delikanlı bu tüyü, krala götürmüş ve ona olanları heyecanla anlatmış. Kral Ankakuşunun tüyünün güzelliğinden çok etkilenmiş ve İvan'dan bu kuşu yakalayıp kendisine getirmesini istemiş. Böylece İvan, Ankakuşunu yakalamak üzere yola çıkmış. Yolda gri bir kurt ona yardım etmiş ve Ankakuşunu biraya batırılmış peynirle sarhoş edip yakalamasını öğütlemiş. İvan kurdun önerdiği yöntemle Ankakuşunu yakalamayı başarmış ve kurt onu sırtına alarak kralın sarayına götürmüş. Kral Ankakuşunu görünce çok sevinir. Hemen altın bir kafes yaptırır ve Ankakuşunu kafese kapatır. Kral bu defada evlenmek istediği prenses Yelena'yı ülkesinden alıp kendisine getirmesini ister. Bu görevde de kurt İvana yardım eder ve onu sırtında götürüp getirir.  Ancak bu defa  olayların boyutu aniden değişir. Çünkü yolculuk esnasında İvan ve Yelena birbirlerine aşık olurlar. Kurt onların ayrılmalarına dayanamaz ve saraya vardıklarında kendini güzel bir kıza çevirir. İvan, kurt  - prensesi, krala  evleneceği kız olarak takdim eder ve kral kızın güzelliğinden etkilenerek hemen ona evlilik teklif eder. Böylece prenses ve kral evlenirler. Ancak kral nikahtan sonra gelini öpmek isteyince prenses aniden kurda dönüşür, gördükleri karşısında dehşete kapılan kral da fenalaşarak ölür. Kralın ölümünün ardından  İvan, Yelena'yla ile evlenir ve ülkenin yeni kralı olur. İvan bu hayata sahip olmasında büyük bir rolü olan Ankakuşuna duyduğu minneti ise onu serbest bırakarak gösterir ve bahçesinden altın elmaların kaybolmasına hiç ses çıkarmaz. 
( Bu mit, Deniz Gezgin'in  'Bitki Mitosları' adlı kitabından alınmıştır. Teşekkür ederim. )
Elma - çiçek ( Malus domestica ) 

Elma ağacı ve çiçeği ( Malus domestica )

Demir elma ( Malus communis ) 

Misket elması, Amasya 

Süs elması ( Malus x purpurea ) 
Elma -  meyve ( Malus domestica ) 
Elma ağacı ve meyveleri
Elma -  meyve ( Malus domestica ) 
Kaynaklar: Türkiye'nin Bütün Ağaçları  Ve Çalıları ( Editör. Prof. Dr. Ünal Akkemik, Türkiye'nin Ağaçları ve Çalıları ( Necati Güvenç Mamıkoğlu ), Ağaçlar ve Çalılar 1 ( Prof. Dr. ERSİN yücel ), Kabalcı Şifalı Bitkiler Ansiklopedisi ( Oktay Mete ), Peyzaj Bitkileri ve Özellikleri ( Araş. Gör. Erdi Ekren ), Bitki Mitosları ( Deniz Gezgin ). Vikipedi, İnternet siteleri 

1 Ekim 2013

KEÇİBOYNUZU AĞACI ( Ceratonia )

Keçiboynuzu / Harnup - meyve  ( Ceratonia siliqua )
Anavatanı Akdeniz havzası ve Anadolu olan keçiboynuzu (Ceratonia siliqua ), baklagiller ( Fabaceae ) familyasından, herdem yeşil, küçük bir ağaçtır. Yurdumuzda yetişmeyen bir türü daha vardır. Ilıman iklimerde yetişir, soğuğa dayanıklı değildir. 
 Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerimizde doğal olarak da yetişen bu ağacın ayni adı taşıyan meyveleri yendiği için,  aşılanarak  tarımı  yapılmaktadır.  Ancak, anavatanı Akdeniz havzası ve Anadolu olmasına rağmen,  yurdumuzda çok  fazla tanınmamaktadır.   Halbuki; keçiboynuzu 5000 yıldır insanların severek yediği en eski meyvelerden biridir. Nitekim birçok dilde keçiboynuzu,'Yakup peygamberin ekmeği' olarak bilinmektedir. Çölde yaşayanlar; keçiboynuzunu tokluk hissi vermesi nedeni ile ekmek olarak yemişlerdir. 
Keçiboynuzu ağacı çiçeği
(Ceratonia siliqua )
Benim bu bitkiyle tanışmam İzmir'in Karaburun ilçesinde oldu. Fotoğraflardan bazılarını da orada çektim. Daha önce  dikkatımı çekmemişti. Farklı bir ağaç, sizlerinde tanımasını istedim. 
Bir adı da harnup ( Ayrıca bazı yörelerde ballıbaba, ballıboynuz, hannıp, kaluş, meluk... deniyormuş ) olan keçiboynuzu ağacı on beş yaşından sonra meyve vermeye başlıyormuş, önce yeşil renkli olan bakla şeklindeki meyveleri, olgunlaşınca sert ve  siyahi bir renge dönüşmektedir. Çok besleyici olan bu meyve, eskiden şeker yerine de kullanılıyormuş. 

Keçiboynuzu meyveleri toplu halde ve ağacın yaşlı dallarında oluşmaktadır. Çiçeklerini, çoğu ağaçlardan  farklı olarak  sonbaharda açmaktadır. Erkek ve dişi çiçekler bazen  aynı ağaçta, bazen de  ayrı ağaçlarda bulunmaktadır. Tek eşeyli  ya da erselik çiçeklidir.   Gösterişsiz, taç yapraksız ve  kötü kokuludur.  Bileşik yapraklıdır. 
Bir zamanlar sarrafların ağırlık ölçüsü olarak
 kullanılan keçiboynuzu tohumları.
Keçiboynuzunun bir özelliği de, tohumlarının ağırlıklarının her zaman büyüklükleri farklı olsa da aynı olmasıdır ( Her keçi boynuzu çekirdeği 0,2 gram veya 1 karat kabul edilir ). 
Bunu çok eski çağlarda keşfeden insanlar, keçiboynuzu tohumlarını elmas, altın gibi değerli madenleri tartmak için kullanmışlardır. 'Kırat' veya 'karat' denilen ağırlık ölçüsünün adı keçiboynuzu'nun Latince adı olan 'ceratonia' den gelmektedir. 

Şık ve güzel giyinenler için kullanılan; 'iki dirhem bir çekirdek' deyimi de buradan geliyormuş. Eskiden sarraflar iyi giyinen, hatırlı müşterilerine iki dirhem elmas ya da altın alınca, tartıya bir çekirdek fazladan koyarak jest yaparlarmış. Daha sonraları bu deyim; iyi giyinen insanlar için kullanılmaya başlanmış.
( Kaynak: Vikipedi )
Keçiboynuzu ağacı ( Ceratonia siliqua ) 
Keçiboynuzu, sıcak iklimlere özgü bir ağaçtır. Akdeniz ikliminin tanıtıcı bitkilerindendir, maki formasyonu içinde yer alır. Yurdumuzun Akdeniz, Ege ve Marmara  bölgelerinin kıyı kısımlarında  doğal olarak yetişen bu bitkinin tarımı da yapılmaktadır. Ayrıca park ve bahçelere süs bitkisi olarak da dikilmektedir.
Drenajı iyi taşlı, kumlu  toprakları ve güneşli yerleri sever. Kuraklığa dayanıklı olmasına karşı, soğuğu sevmez. Keçiboynuzu tohumdan ve aşı ile üretilmektedir (Ekilmeden önce tohumların bir süre suda bekletilmesi gerekmektedir).

Keçiboynuzu, eskiden beri tıbbi amaçla kullanılmıştır.  Bu konuda  şöyle bir hikaye de anlatılır. Lokman Hekim, hastaları tedavi etmek için köy köy gezermiş. Bir gün yolda  keçiboynuzu ( harnup ) ağaçlarını görünce; burada hastalık olmaz diyerek geri dönmüş.

Keçiboynuzu eskiden beri öksürüğe karşı  kullanılmıştır, sindirim  sistemini düzenler.  Ayrıca akciğer kanserine karşı koruyucu etkisi olduğu belirtilmektedir. Düşük kalorili olmasına rağmen, insanı tok tutma özelliğine sahiptir. Harnup pekmezi tamamen doğal olup çok yararlı bir besin maddesidir.
Keçiboynuzu tohumları çok sert olduğu için süs
 eşyası yapımında da kullanılmaktadır.
Keçiboynuzu  tohumlarından elde edilen un; gıda sanayinde pek çok alanda kullanılmaktadır. Ayrıca çok sert olan  tohumlarından süs eşyası yapılmaktadır. Keçiboynuzu, dış pazara sattığımız orman ürünleri içinde ilk sırada yer almaktadır.
Keçiboynuzu meyveleri
( Ceratonia siliqua )
Yurdumuzda, keçiboynuzu gibi doğal olarak  bir çok yabani  meyve yetişmektedir. Yaban hayatı için oldukca önemli olan bu meyveler, sağlıklı beslenmemiz ve ekonomimiz açısından da önemlidir.  Sağlıklı bir şekilde beslenmek için, vucudumuzun doğal ürünlere ihtiyacı vardır:  Bunların yerine,  kimyasal ilaç ve gübre kullanılarak yetiştirilen meyve, sebze ve ithal ürünleri, hazır yiyecekleri tercih etmemeliyiz. 

Özellikle çocuklarımızın sağlıklı bir şekilde gelişmesi, büyük ölçüde beslenme şekillerine ve alışkanlıklarına bağlıdır.
Haydi, bu gün bir değişiklik yapalım. Çocuklarımızın beslenme çantalarına hazır yiyecekler yerine, doğal olarak yetişen bir meyve, bir  yiyecek  koyalım.
Henüz olgunlaşmamış keçiboynuzu meyveleri 
Keçiboynuzu - çiçeği ( Ceratonia siliqua )
Keçiboynuzu ağacı ( Ceratonia siliqua )
Çiçek ve yaprakları 
Keçiboynuzu ağacı çiçeği / Yakın çekim. 
Keçiboynuzu ağacı ( Ceratonia siliqua )

Kaynaklar: Wikipedia. Türkiye'nin Ağaçları ve Çalıları ( Necati Güvenç Mamıkoğlu ). Ağaçlar ve Çalılar 1( Prof. Dr. Ersin Yücel ). Türkçe Bitki Adları Sözlüğü ( Turhan aytop

15 Ağustos 2012

FINDIK - MUZ - AKKA OLSADA YESEK

Muz meyvesi ve çiçeği
( Musa acuminata ) 
Değişik ağaç, meyve ve çiçekleri yetiştirmeyi  çok  seviyorum. Bu bana babamdan geçmiş, bir tür  hastalıkmış. 
Emekli olmadan önceydi,  İzmir'de  (1990)  babam ziyaretime gelmişti. Yaşı doksanı geçtiği için zor yürüyordu.  Kemeraltı'nda gezdirirken hurma ve palmiye ağaçlarını görünce;  bana bunların fidanlarından  bul, memlekete ( Giresun ) götürüp dikeceğim   diye tuturmuştu.  

Emekli olduktan sonra Seferihisar'a yerleşince,  babam gibi ben de bulduğum her bitkiyi,  burada yetişir mi yetişmez mi demeden  bahçeme dikmeye başladım. Meğer bu irsi bir hastalıkmış. Ne yapalım, Allah başka dert vermesin, ben şikayetçi değilim.

Seferihisar'ın iklimi farklı  bitki türleri yetiştirmek için oldukça uygun. En büyük sorun ise, yazın hiç yağmur yağmadığı için  sulama yapmak  gerekiyor.  
Bu defa sizlere  bahçeme diktiğim, farklı ıklilere özgü üç değişik bitkiden söz edeceğim. 
- Fındık (Corylus sp.  ):
Giresunlu olduğum için, bahçeme  ilk diktiğim meyvelerden biri de fındık oldu. Fındık, kışları ılık, yazları  serin ve nemli  iklimleri seviyor. Yani, yazları sıcak ve kurak geçen Akdeniz iklimi için pek  uygun bir bitki değil.  Bu nedenle dikerken, Akdeniz iklimi görülen  Seferihisar'da olacağına fazla  umudum yoktu. Bu yıl ilk defa meyve verince  çok sevindim.  Ne kadar ( kaç tane ) olduğunu artık  söylemeyeyim.
Fındık dalda tekleme
Fındık ( Corylus avellana var.pontica )
- Muz ( Musa acuminata ):
Muz, yurdumuzda sadece Akdeniz Bölgesi'nin, kuzeyden gelen soğuk rüzgarlara kapalı  kuytu yerlerinde yetiştirilmektedir. Diğer kıyı bölgelerimizde ise daha çok  süs amacı ile dikilmektedir,  meyve pek  vermez.

Muz ağacımı ( aslında otsu bir bitki ) geçen yıl,  meyveleri daha olgunlaşmadan önce  rüzgar  kırmıştı. (  http://kadirbekci53.blogspot.com/2010/08/muz-cicek-act-ama.html )
Bu yıl  balkon demirlerine iyice  bağladım. Çiçek açtı, umarım başına yeni bir şey gelmez ve  meyve  verir. 
Muz ( Musa acuminata ) 
- Kaymak ağacı, feyoya, akka  ( Feijoa sellowiana ya da; Acca sellowiana ):
Kaymak ağacı,  mersingiller ( Myrtaceae ) familyasından, herdem yeşil, çalı veya ağaç formunda bir bitkidir.  Tropikal ve subtropikal  iklimlerde yetişir. Son yıllarda ülkemizde de yetiştirilmeye başlanmıştır. Asıl adı akka ( acca ) ya da  feyoya (feijoa ) dır. Meyvesinin tadından dolayı, halk arasında  kaymak ağacı denmektedir.
Herdem yeşil olup  gösterişli çiçekleri vardır. Ülkemizde daha çok, park ve bahçelerde çit ve  süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. 
Üç  yıl önce diktiğim kaymak ağacım,  bu yıl meyve verdi. 
Kaymak ağacı ve meyvesi ( Feijoa sellowiana )
Kaymak ağacı çiçeği ( Feijoa sellowiana )

Kaynaklar. Wikipedia.  Ağaçlar  ve Çalılar ( Prof. Dr. Ersin Yücel

7 Ekim 2011

BAHÇEMDE SONBAHAR ( Meyve ağaçları )

Sonbahar gelmesine rağmen İzmir'de havalar hala çok sıcak ve yağmur yağmadığı için  kuraklık devam ediyor. Ağaçları hala sulamaya devam ediyoruz. Altı aydır yağmur yağmadığı için,  zeytinlerim sulamama rağmen  yeterince irileşmedi ve buruşuklar.  Bir an önce  yağmur yağmasını bekliyoruz.  Yazın sonbahara doğru  sarkması, insanlar gibi bitkileri de şaşırtıyor. Mandalin ve portakallar  daha yeşil, nar, ceviz, iğde ve  üzümümlerim oldular. Yedi yıl önce diktiğim meyve ağaçlarım artık, az da olsa  meyve vermeye başladılar.  İşte 'Cittaslow Botanik Park'  adını verdiğim bahçemden sonbahar  manzaraları ( meyvelerim ).
Hicaz narı / Ekşi nar ( Punica granatum ). İlk defa meyve verdi. 
 http://kadirbekci53.blogspot.com/2010/01/nar.html
Yediveren limon ( Citrus limon ) 
Japon eriği ( Prunus  x domestica ).  Bu yıl erik bol oldu.  
Vaşington portakal ( Citrus sinensis )
Ceviz ( Juglans regia ). Yeşil kabukları çatlamaya başladı.
Razaki üzüm ( Vitis vinifera ), terası çok sevdi. Bir kısmını kurutmak için
topladık, iri olduğundan kurur mu bakalım.
Elma ( Malus hybrida )
İğde ( Elaeagnus angustifolia ), çiçeği kadar meyvesi de güzel bir ağaç.
Muşmula, nam-ı diğer döngel ( Mespilus germanica ). Bahçemi çok sevdi. 
Bakınız: http://kadirbekci53.blogspot.com/2010/02/musmula.html
Kalamondin ya da kalamansi (Calamondin microcarpa ).  Dört mevsim üzerinden
çiçek ve meyve eksikolmayan  melez bir narinciye türü.  Bir de meyvesi tatlı olsa. 
Bu yıl ayva ( Cydonia oblonga ) çok. Kış sert geçeceğe benziyor. 
Zeytin ( Olea europaca ). Yeşil zeytin yapma zamanı.
Devedişi nar ( Punica granatum )
Erkenci ve  tatlı bir nar çeşidi.
Hünnap ( Zizyphus jujuba ), meyveleri iğdeye benziyor, tatlı ve yararlı bir meyve.
Bu yıl ilk defa meyve verdi. 

Kokulu üzüm (İzabella). Farklı aroması olan bir üzüm, tamamen organik olarak yetişiyor.
Pekmez yapmak istiyoruz.
Kıbrıs üzümü ( Vitex vinifera ). meyveleri sert ve dayanıklı bir tür. 

25 Ekim 2010

TRABZON HURMASI / CENNET ELMASI

Trabzon hurması / Cennet elması- meyvesi
( Diospyros kaki )
Yurdumuzda Trabzon hurması veya Cennet  elması gibi adlarla bilinen Diospyros kaki, abanozgiller ( Abenaceae ) familyasından,  kışın yaprağını döken, 12 metre  kadar boylanabilen, geniş tepeli  bir ağaçtır.  Çin ve Japonya'da doğal olarak yetişmektedir. İpek yolu ile Karadeniz bölgesine  gelen bu meyve ilk defa Trabzon çevresinde, Artvin'de ( Artvin eskiden Trabzon'a bağlıdır. ) yetiştirildiği için adına 'Trabzon hurması' denir.  Bir başka görüşe göre ise; Latince adından  ( Diospyros kaki / Tanrıların yiyeceği )  dolayı adının  'cennet hurması veya elması' konduğu şeklindedir.  Ancak, Trabzon hurmasının  ( Diospyros ) gerçek hurma ( Phoenix ) ile hiç bir alakası  yoktur. 

Trabzon hurması, subtropikal iklimlerde yetişen bir meyvedir. Yurdumuzun Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri başta  olmak üzere bütün kıyı bölgelerimizde yetişmektedir ( En çok Hatay ilimizde  yetiştirilir ). Güneşli yerleri sever, toprak ayırt etmez. Islah edildiğinde ( İsrail gibi / daha dayanıklı ), bazı yörelerde alternatif  ürün olarak yetiştirilebilir.  

Cennet elması, tohumla ve  bir tür yabani hurma / kara hurma  (  Diospyros lotus ) fidanlarına aşı yapılarak üretilmektedir. Kara hurma ( Diospyros lotus ), Doğukaradeniz Bölgesi'nde oldukca yaygın bir ağaçtır,  doğal olarak da yetişmektedir. Fındık büyüklüğünde, kahverengi meyveleri olmaktadır. Dalında  kuruduktan sonra toplanır ve kışın  çerez olarak yenir, ya da pekmez yapılarak değerlendirilmektedir.
Trabzon hurması çiçeği ( Diospyros kaki )
Cennete elması, ilkbaharda açık sarı renkli çiçekler açar. Bu çiçekler erkek, dişi ve  erdişi olmak üzere üçe ayrılır. Meyve dişi çiçeklerden oluşur.

Cennet elması'nın yaprakları kaynatıldığında, elde edilen su deterjan özelliği gösterir. Bir başka özlliğide, vücuda tokluk hissi veren 'tanen' taşımasıdır. Bu nedenle  zayıflamak isteyenler içinde iyi bir besindir.
Cennet elması meyveleri,  ağaç yaprağını döktükten sonra da uzun süre dalda kalabilir. Elma şeklinde ve  turuncu renkli bu meyveler,  bu haliyle son derece göze hoş  görünürler. Bu nedenle süs bitkisi olarak da yetiştirilmektedir. Ayrıca sonbaharda yaprakları dökülmeden önce kırmızı bir renk alır. 
Trabzon hurması'nın bazı çeşitleri  sertken yendiği halde, bazıları  yumuşamadan yenmez, buruk (kekremsi) bir tadı vardır.
Cennet elması, kaynar suya batırıldıktan sonra  bütün olarak ( asılarak ) veya  dilimlenerek kurutulabilir. 
 Trabzon hurması ağacı ( Diospyros kaki )
Bir çeşit cennet elması ( Diospyros kaki )
Kuruması için asılmış cennet elmaları  ( Lübbey / Ödemiş )

Olgunlaşmış cennet elması / hurması meyveleri
( Diospyros kaki )
Trabzon hurması ağacı ( Diospyros kaki )
Sonbahar, Bahçeköy / Seferihisar  
Kaynaklar: Wikipedia. Türkiye'nin Ağaçları ve Çalıları ( Necati Güvenç Mamıkoğlu