28 Temmuz 2012

SON AHLAT AĞACI


Son Ahlat Ağacı / Şiir 

                                 
Adını senden alan bu köyün, tek kalmış  ağacıydın sen.
Bir sabah uyandığında, bembeyaz çiçekler içinde,
Arılar, böcekler...çocuklar koşuşmuştu, Ahlatlı'ya bahar geldi diye !
Sevinç ve neşe vardı o sabah, Anadolu'nun bu ıssız dağ köyünde.

Yer gök sıcaktan yanıp kavrulurken,
Altında oturmuş  kaval çalıyordu, köyün deli çobanı.
Dallarına tırmanıyordu durmadan keçiler,
Batsa da koca koca dikenlerin vücutlarına...

Sararan yaprakların tek tek dökülüyordu,
Rüzgar estikçe  dallarından.
Sonra bir kuş konmuştu, dallarından birine
Son bir ahlat bulabilmek umuduyla...

Havalar soğumuş, yaprakların kalmamıştı.
Kış gelmişti, uykuya yatma zamanı diyordun.
Oysa misafirlerin gelmişti,  hem de tanıdık,
Odun edip götürmek için seni,
Ellerinde balta, sırtlarında urgan.

A. Kadir Bekçi



20 Temmuz 2012

KANAYAN KALPLER SARMAŞIĞI ( Klerodendrum )

Kanayan kalpler sarmaşığı ( Clerodendrum thomsoniae ) 
Kanayan kalpler sarmaşığı, Ballıbabagiller (  Lamiaceae )  familyasının  clerodendrum cinsini  oluşturan çok sayıdaki (  2988 ) bitki türünden biridir. Çiçekleri  güzel olduğu için  ( kalp şeklinde ve iki renklidir ) sıcak ve ılıman iklim görülen dünyanın bir çok  ülkesinde,  süs bitkisi olarak  yetiştirilmektedir.  Yaygın adı,  kalp şeklindeki kaliksten ( çanak yaprak ) çıkan kırmızı kan damlasına benzeyen çiçeklerinden gelir. Hızlı büyüyen, tırmanıcı, sarılıcı, odunsu gövdeli ve yeşil yapraklı bir bitkidir.  Bitkinin  tür adı 'thomsoniae',  Nijerya'da  bir misyoner ve hekim olan İskoçyalı William Cooper Thomson'ın ( 1829 - 1878 ) isteği üzerine, ölen eşinin  onuruna  verilmiştir.  
Yurdumuzda, biri melez olmak olmak üzere  iki türü yetiştirilmektedir.  
Bir adı da kızılay  çiçeği olan beyaz - kırmızı  çiçekli kanayan kalpler sarmaşığı  .
 ( Clerodendrum thomsoniae )
Klerodendrum ( clerodendrum ), eski Yunanca şans, kısmet  demektir. Bu nedenle bu cinsten olan bitkilere  genel olarak Türkçe olarak  kısmet ağacı ya da  klerodendrum ( clerodendrum ) denir. Uzakdoğu'da daha çok evlere şans, talih ve kısmet getirdiğine inanıldığı  için yetiştirilmektedir.  Bazı türlerinin  çiçekleri güzel kokuludur, bazı türleri  ise göz alıcı meyveleri olduğu için süs bitkisi olarak  yetiştirilirler. Yaprakları genel olarak kötü kokuludur. Doğal olarak Asya, Amerika ve Afrika'nın  tropikal ve subtropikal iklim görülen yerlerinde yetişirler. Yurdumuzda doğal olarak yetişen türü yoktur, ancak Rus ortancası da denilen pembe çiçekli kısmet ağacı ( Clerodendrum bungei ), Orta ve Doğu Karadeniz'de doğallaşma eğiliminde olup istilacı bir bitkidir.
Beyaz - kırmızı çiçekli  kanayan kalpler sarmaşığı / kızılay çiçeği
 ( Clerodendrum thomsoniae ) 
                                                       Kanayan Kalpler sarmaşı Türleri
- Beyaz - kırmızı   çiçekli  kanayan kalpler sarmaşığı / Kızılay çiçeği ( Clerodendrum thomsoniae ):
Üç  metre kadar büyür, çok yıllık, herdem yeşil, tırmanıcı ve sarılıcı bir bitkidir. Halk arasında kızılay çiçeği denir. Salkım  halinde, kalp şeklinde ( kaliks ) beyaz - kırmızı renkli  çiçek  açar. Bazı kültür çeşitleri alacalı ( variegata )  yapraklıdır.  Daha çok iç mekanlarda,  saksı çiçeği olarak  yetiştirilir. Yazın açık havaya sever. Dona karşı  çok hassastır.  İlkbahardan başlıyarak sonbahara kadar uzun bir çiçeklenme dönemi sürer.  Çiçek açtıktan sonra budanarak form verilir. Direk güneşi sever, toprağının verimli, geçirimli ve nemli olması gerekir. Batı Afrika'ya ozgüdür. 

- Kırmızı - pembe çiçekli  kanayan kalpler sarmaşığı / Kırmızı klerodendrum ( Clerodendrum x speciosum / Clerodendron thomsoniae var. Delectum  ): 
Kanayan kalpler sarmaşığı ( Clerodendrum x splendens ) 
Melez bir bir türdür, doğada yetişmez. ( Clerondrndrum splendens ve Clerond thomsoniae arasında bir melezdir ). Tür adı olan speciosum, gösterişli demektir.  
Salkımlar halinde, kaliks ( çanak yaprak )  kalp şeklinde  leylak -  kırmızı renkli gösterişli çiçekler açar.  Bol ışık alan gölge yerleri ve organik madde bakımından zengin, drenajı iyi, nemli toprakları sever. Direk güneşten hoşlanmaz.  Boyu 4 m.yi bulur, ağaçlara , çardaklara sardırılır.  Desteğe ihtiyacı vardır. Akdeniz iklimi görülen bölgelerimizin kıyı kısımlarında bahçelerde yetiştirilir. 
Kırmızı kanayan kalpler sarmaşığı  (  Clerodendrum x  thomsoniea )
Kanayan kalpler sarmaşıkları  tropikal bir bitki olduğundan  sıcak ve nemli ortamları sever. Toprağı sürekli nemli ama yaş tutulmamalıdır, aksi takdirde kök çürümesi yapar. Yapraklarına su serpilmesini sever. Kanayan kalpler sarmaşığı  fazla bakım istemez, yetiştirilmesi ve üretilmesi  zor olmayan bir bitkidir.  Çelikle ve tohumdan üretilir. Sarmaşık türü bitkilerden hoşlananlara tavsiye ederim. 
Kanayan kalpler sarmaşığı  ( Clerodendrum x speciosum )
Kaynaklar: Vikipedi ve internet sitelerinden yararlanılmıştır. 
( Bazı kaynaklarda familyası  mineçiçeğigiller / verbenaceae  )

15 Temmuz 2012

GÜNEŞŞAPKASI ÇİÇEĞİ / RUDBEKYA

Karagözlü Susan da denilen Rudbekya çiçeği
( Rudbeckia hirta )
Rudbekya ( rutbeckia ), papatyagiller ( Asteraceae ) ailesinden, otsu bir bitki cinsidir. Anavatanı Kuzey Amerika'dır, 30 kadar türü vardır. Bunlardan aşağıda tanıtacağım  Rudbeckia hirta  ve Rudbeckia laciniata, çiçekleri güzel olduğu için dünyaya  süs bitkisi olarak yayılmıştır.  Ayrıca çok fazla kültür ve varyeteleri vardır. Ilıman iklimlerde yetişir. 
Cins adı olan Rudbeckia,   İsveçli  bitki bilimciler  Olaf Rudbeck' ve Olaus Rudbeck ( baba - oğul )  izafeten verilmiştir.  Ülkemizde  'günşşapkası' ve karagözlü susan adları ile dah çok  bilinirler.  
 
- Güneşşapkası çiçeği, Karagözlü susan,  Rudbekya ( Rudbeckia hirta ):
Halk arasında Karagözlü susan ( Black eyed suzan ) ya da Kahverengi gözlü susan adı ile de bilinir. Bir veya birkaç yıllık olup  kısa ömürlüdür. Çiçek merkezi siyah - kahverengi ve kubbemsidir. Bu nedenle adına karagözlü susan denir.   Yaprakları ve gövdesi kaba  tüylüdür.  En fazla  bir metre kadar büyür ve  kışın toprak üstü kurur. ( Karagözlü suzan sarmaşığı 'Thunbergia alata' ile karıştırılmamalıdır. Alttaki görsel )
Karagözlü suzan sarmaşığı ( Thunbergia alata )
( Ayıpençesi / Acanthaceae  familyasından )
Güneşşapkası çiçeği  ( Rudbeckia hirta )
Tam güneşli yerleri sever, toprak konusunda seçici değildir, hemen her türlü toprakta kolayca yetişir. Daha çok gevşek,  humuslu  ve nemli toprakları sever. Kuraklığa ve soğuğa dayanıklıdır.
Uzun  süre çiçek açtığından, park ve bahçeler  için ideal bir çiçektir. Kökü sökülmezse, ilkbaharda tekrar filizlenir. Arı ve kelebekleri kendine çeker. Saksı da yetiştirilir. 
Görünüşü ayçiçeği ve  şifalı bir bitki olan ekinezya çiçeğini ( Echinacea purpurea ) andırır.   Kesme çiçek olarak da kullanılır. Değişik renk ve boylarda çok fazla kültürü vardır. 
Altın ışık, Rudbekya  ( Rudbeckia laciniata 'Goldquelle' ).
( Uzun saplı, sarı çiçekli bir bahçe bitkisidir. )
- Altın ışık, Padişahı attan indiren ( Rudbeckia laciniata  ): 
Sarı çiçekli ve ince,  çıplak, ince uzun saplıdır   ( 1,5 - 3 m ).  Çiçek başlarının ortasındak koni sarımsı - yeşil renklidir. Daha sonra kahverengine döner. Görsellerdeki çeşitlerinin çiçek başlarının ortasında  koni yoktur, katmerli çiçeklidir.  Sevilen  bir bahçe çiçeğidir, yazın ve sonbaharda çiçek açar. Halk arasında paşa indiren,  'Patişahı attan indiren' gibi adlarla bilinir. Rizomlu  ve  parçalı yapraklıdır, bu nedenle R. hirta'dan kolayca ayrılır. 

Rudbebeckia  laciniata  fazla bakım istemez,  suyu çok sever. Tohumdan ya da kökten ayırma ile üretilir.
Rudbekya / Güneşşapkası Çiçekleri:
Halk arasında paşa indiren de denilen
Rudbeckia laciniata 
Karagözlü suzan / Rudbekya  ( Rudbekya hirta - bodur )
 ( Bahçemden )

Güneşşapkası çiçeği / Rudbekya
( Rudbeckia hirta )

Halk arasında karagözlü susan da denilen
 Rudbebecki hirta   

Rubekya çiçekleri  ( Batum Botanik Bahçesi)
( Rudbeckia hirta )  

Kaynaklar: Wikipedia 

8 Temmuz 2012

HASAN DAĞI EFSANESİ


Hasan Dağı Efsanesi 

Anadolunun nereye  giderseniz gidin, bir dağla karşılaşmamak hemen hemen imkansızdır. Kiminin başı dumanlı, kiminin karlı, sıra sıra ya da yalnız başınadır. Tarihte çeşitli uygarlıklara beşiklik etmiş olan bu topraklar, coğrafi bakımdan adeta bir dağlar ve yaylalar diyarıdır.
Bu yüzden dağların kültürümüzde önemli bir yeri vardır. Anadoluda yaşamış olan toplumların ruhu, kültürü bu dağlarda yoğrulmuştur. Köroğlu, Karacaoğlanı, Dadaloğlu ve daha nice halk kahramını bu dağlar sayesinde halk kahramanı olmuştur. Bu nedenle çoğu türkülerimizin sözleri, efsanelerimiz dağlarla ilgilidir. Onları dinlerken bir an kendinizi bu dağlarda, yaylalarda bulursunuz. 

Çoğunun adını dahi bilmediğimiz bu dağların bazıları da aynı adı taşır, sanki başka bir ad yokmuş gibi.  Hasan dağı, Murat dağı, Kara dağ... gibi. Her birinin ayrı birer efsanesi hikayesi vardır, bu dağlarımızın. 

Hikayesini anlatacağım yerin adı da Hasan dağı, ama burası öyle çok bildik bir yer değil. Belki de öyle bir dağ aslında hiç yok!
Bu dağın en büyük özelliği ise, çevrede tek bir ağaç dahi olmadığı halde üzerinin ormanlarla kaplı olması. İşte efsanemiz de bununla ilgili.

Bir zamanlar Hasan adında  bir çoban ailesi ile birlikte, keçilerini otlattığı bir dağdaki kulübesinde yaşarmış. Bir gün evine döndüğünde çok sevdiği eşinin ve çocuklarının eşkiyalar tarafından öldürülmüş olduğunu görünce, üzüntüsünden deliye dönmüş. Eşinden ve çoçuklarından ayrılmak istemediği için de, onları kulübesinin içine gömmüş. Akşam olunca da, rüyasında eşini ve çocuklarını görme umudu ile erkenden yatarmış: Bir gece rüyasında onları çok mutlu bir halde görmüş. çeşitli hayvanların, kuş seslerinin olduğu bir ormanda yaşıyorlarmış.      

Hasan, o günden sonra bu dağı rüyasındaki gibi hayvanların, kuşların yaşadığı bir orman haline getirmeye karar vermiş. Diktiği fidanları kurumaması için  keçilerinin sütleri ile sulamış, kavalı ile onlara  sevgisini anlatırmış. Ağaçlar büyüdükkce bir  ailesi gibi olmuşlar. Halk onun delirmiş olduğunu kabul etmiş ve buraya o'nun adından dolayı Hasan dağı demeye  başlamışlar. 
Ancak Hasan'ın  bu sevgi ve çabası boşa gitmemiş, koça dağ yavaş yavaş yeşererek bir ormana dönüşmüş ve her yer  gelen  hayvanlarla  ve kuş sesleriyle  dolmuş.
                                                                    x   x   x
Yol olmadığı için makiliklerin arasından dağın zirvesine çıkmamız kolay olmuyor. Burası düz bir yer, dağın zirvesi zamanla aşınmış. Orman yana yana makiliğe dönüşmüş, çok az çam ağaç kalmış. Bir kayanın altından su çıkıyor, eskiden daha gür akıyormuş: Yorgunluğumuzu su içerek gideriyoruz.   . 
Rehberimiz, efsaneye göre Hasan'ın burada yaşamış olduğununun inanıldığını söylüyor. Suyun  ise Hasan'ın mezarı kazılırken çıktığına inanılıyormuş.  Etraftaki çalılara gelenler dilek için bez parçaları  bağlamışlar. Bu sudan içenlerin ise cennette Hasan'ın ile  komşu olacağına inanılıyormuş. Bunu duyan arkadaşlar tekrar su içmeye gidiyor: 

Hasan dağından indikten sonra, bir başka efsanenin izini sürmek için Anadolu bozkırındaki yolculuğumuza devam ediyoruz. Etraf sararmış otlarla kapılı, bozkırda tek bir ağaç bile yok. Yaz sıcaklarının etkisiyle doğa can çekişmeye başlamış.
Gözlerimi kapıyorum....her taraf yemyeşil ve ağaçlık, kuş sesleri su seslerine karışıyor.

A.Kadir Bekçi 
Bahçeköy / Seferihisar (  8. 7. 2012 )