Mandrake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mandrake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2026

TARİHİN EN GİZEMLİ BİTKİSİ ADAMOTU ( Mandragora )

Sonbahar adamotu ( Mandragora autumnalis ) 

Tarihin her döneminde bir şekilde insanların karşısına  çıkan  adamotu,  patlıcangiller ( Solanaceae ) familyasından, çok yıllık, kötü kokulu ve otsu bir bitki cinsidir. Akdeniz havzası ve çevresine özgüdür. Bütün dünyada 4 türü vardır. Abdüsselam otu, mandragora, aşk elması, şeytan elması, şeytan mumu,  mandrake adı ile de bilinir. Bitkinin en ilginç yanı, toprak altındaki kalın kökünün çatallanarak  kolları ve bacakları olan bir insan silüetini andırmasıdır. Bundan dolayı, adına adamotu /veya ademotu denir. 

Adamotu hemen hemen gövdesizdir, yaprakları toprak üzerinde  rozet halinde oluşur,  iri ve koyu yeşil renklidir. Çan / huni  şeklindeki, mor renkli çiçekler daha sonra  yerini  eriğe benzeyen  sarı / turuncu  renkli meyvelere bırakır. 
Türkiye florasında doğal olarak yetişen iki farklı adamotu türü bulunmaktadır.
- Sonbahar adamotu ( Mandragora  autumnalis )*: En yaygın ve bilinen adamotu türüdür. Genellikle sonbahar ve kış aylarında mor, mavi veya lila renkli çiçk açar. Boş arazilerde, tarla ve yol  kıyılarında  yetişir.  
- İlkbahar adamotu  ( Mandragora officinarum ): Uzun yıllar Türkiye'deki varlığı tartışılmıştır. Türkiye Florası'na yeni dahil edilmiştir. İlkbahar mevsiminde yeşilimsi beyaz veya soluk sarı renkli çiçek açar.  

Antik Yunanlılar ve Romalılar,  uyuşturucu ve yatıştırıcı olması  nedeniyle adamotuna  çok değer vermişlerdir. Kök, gövde ve yapraklarını ağrı kesici, yatıştırıcı, uyuşturucu ( narkotik ) olarak,  birçok hastalığın tedavisinde kullamışlardır. Hastalara adamotu  çiğnetilerek  ve şarabı  içirilerek anestezi etkisi ile uyutulmuşlardır.

Sonbaharda kökleri sökülerek kurutulan adamotu, daha sonra kazınarak toz haline getirilmektedir. Toz suya karıştırılarak içilebileceği gibi, merhem halinde haricide kullanılmaktadır. Bitkinin tüm kısımları, özelliklede kökü çok zehirlidir. Doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Doğrudan ve kontrolsüz kullanımı ölümcül sonuçlar doğurduğu belirtilmektedir. 

Adamotu - meyvesi  ( Mandragora autumnalis)
 
Adamotu kökünün morfolojik olarak insana benzemesi yüzünden;  çağlar boyunca doğa üstü güçlerle ilişkilendirilerek  hakkında çeşitli efsane, batıl inanç ve büyü ritüelleri oluşmuştur.  

Çığlık efsanesi: Adamotu  topraktan sökülürken insanı öldürebilecek bir çığlık attığı  şeklindeki efsanedir. Bu nedenle adamotunu sökmek için aç bırakılmış köpekler kullanılırdı. Köpek bitkiye bağlanır, uzaktan et atılarak köpeğin koşması ve ve bitkiyi kökünden çıkarması sağlanırdı. Bu efsane aslında, bu bu bitkiyi toplayanlar ve şifacılar tarafından uydurulmuştur. Böylece, sıradan halkın  çok az bulunan bu değerli ve tehlikeli bitkiyi toplanmasını engellemek istenmiştir. 

Cadıların süpürge ile uçma efsanesi:  Bu efsanenin de kökeninde adam otunun uyuşturucu etkisiyle yaşanan bir trans ve uçma hezeyanı yatar. Orta çağda cadılar adamotu köklerini yağla karıştırarak bir tür  uçma  merhemi yapmıştır.  Bu merhem cilde ve süpürge sapına sürülerek uygulandığında, içindeki alkaloidler halusiyonlara ve havada uçtuğu hissini verirdi. Bu nedenle cadı avı döneminde, engizisyon mahkemeleri bir kadını evinde adamotu bulundurmasını doğrudan idam veya yakılma sebebi kabul etmiştir. 

Darağacı adamotu: Germen ve İskandinav mitlerinde, adamotunun  suçsuz yere  darağacında  idam edilen  kişinin toprağa düşen gözyaşlarından ve kanlarından filizlendiğine inanılırdı. Bu nedenle adına 'darağacı adam otu' denilmiştir. 

Adamotu meyvesinin  afrodizyak ( cinsel gücü artırıcı ) olduğuna inanılmaktadır. Bu yüzden Eski Yunan'da aşk tanrısı Afrodit'e bazen 'Mandragoritis' denilir.

İncil'de, Yakup peygamberin eşleri Lea ve Rahe çocuk sahibi olabilmek için adamotu meyveleri üzerinde pazarlık yaptığı anlatılır.   

Orta Çağ'da, kurutulmuş adamotu köklerinin evleri kötülüklerden ve nazardan  koruduğuna, sahibine şans, zenginlik ve kahinlik  getirdiğine inanılırdı. Bu nedenle yüksek fiyatla alıcı bulurdu.

Adamotuna yüklenen bu hikayelerin altında, bitkinin insan sinir sistemi üzerindeki güçlü ve tehlikeli etkisi yatmaktadır. Antik çağda acıyı dinderen bir kurtarıcı, Orta Çağ'da ise büyü aracı olarak görülmesi tamamen kimyasal yapısının  sonucudur. Bugün adamotunun sırları çözülmüş olsa da tarihin sayfalarında bırktığı gizemli izi asla kaybolmayacaktır. 

Sonbahar adamotu ( Mandragora autumnalis )

Sonbahar adamotu ( Mandragora autumnalıs )

* Seferihisar bölgesinde kış aylarının yumuşak geçmesi, bitkinin vejatasyon ( büyüme ) süresini uzatmaktadır. Bu durum bitkinin aslında sonbaharda başlayan çiçeklenme peryodunu ilkbahar aylarına kadar sarkmasına neden olur. Dolayısıyla bölgede bahar aylarında görülen çiçekli adamotları, yanıltıcı isminin aksine ilkbahar adamotu ( M. officinarum ) değil, fenolojik kayma gösteren sonbahar adamotu ( M. autumnalis ) populasyonlarıdır.  

 Kaynaklar: Wikipedia. Bitki Mitosları ( Deniz Gezgin )