17 Eylül 2026

KARAGÖZLÜ SUZAN SARMAŞIĞI

Karagözlü susan sarmaşığı ve ünlü  çiçeği
(Thunbergia alata )
Bütün dünyada, halk arasında ki adı 'karagözlü susan' olan Thunbergia alata, ayıpençesigiller ( Acanthaceae ) familyasından çok yıllık, sarmaşık formlu ve otsu bir bitki türüdür. Anavatanı Doğu Afrika'dır, süs bitkisi olması dolayısıyla dünyaya yayılmış ve yetiştirildiği birçok ülkede doğallaşmıştır. Hatta bazı ülkelerde istilacı kabul edilmektedir. Trompet ( boru ) şeklinde, merkezi siyah - mor, taç yaprakları  turuncu, sarı, kırmızı veya  beyaz renklerde olabilen, gösterişli çiçekleri vardır. Adına da bu yüzden karagözlü susan / suzan  denir ( hikayesi aşağıda ).  
Cins adı, Güney Afrika florası üzerinde büyük çalışmalar yapan İsveçli doğa bilimci Carl Peter Thunberg ( 1743 - 1828 ) onurlandırmak için verilmiştir.     
Karagözlü Susan / suzan  sarmaşığı 
( Thunbergia alata )
Thunbergia alata, hızlı büyüyen ve yoğun çiçek açan bir sarmaşıktır. Bahçelerde kötü görünen yerleri kamufle etmek için çok idealdir. Pergola, tel ve çardaklara sardırılır. Askılı saksılarda da çok güzel durur.  İlkbahardan başlıyarak sonbahara kadar kadar, uzun bir çiçeklenme dönemi sürer. Güneşli ve yarı gölge yerleri ve drenajlı ( geçirimli ), verimli ve nemli  toprakları sever. Yaz aylarında öğle güneşinden korumak gerekir. Tropikal iklimlerde ve don olmayan yerlerde çok yıllık olarak yetişirken, ülkemizde tek yıllık olarak yetiştirilir. Zehirsizdir, Afrika'da sebze olarak yendiği, tohumlarının ise hayvan yemi olarak kullanıldığı beltilmiş. Tohumdan ve  çelikle üretilir. 

Bu sarmaşık adını İngiliz şair John Gay tarafından 1729 yılında yazılan ve çok popüler bir aşk şiiri olan  'Black - Eyed Susan / Kara  Gözlü Suzan'  borçludur. 
Şiir, denize açılmak üzere olan bir savaş gemisindeki denizci Sweet Williamile ile sevgilisi Susan arasındaki hüzünlü ve romantik vedayı anlatır. Şiir daha sonra bestelenerek, halk arasında çok popüler bir şarkıya da dönmüştür. 
Şiirin Türkçe Hikayesi Şöydir:   
Donanma limana demirlemiştir ve rüzgarda bayraklar dalgalanmaktadır. Kara  gözlü Susan, gerçek aşkını bulmak ümidiyle gemiye biner ve neşeli denizcilere tatlı William'ının orada olup olmadığını sorar. 
Geminin direğinde rüzgarla sallanan William, sevgilisinin sesini duyar duymaz derin bir iç çeker ve halatlara tutunarak yıldırım hızıyla güverteye, Susan'ın yanına iner. 
Şiirin devamında iki sevgili birbirlerine sarılır, William görev için uzak denizlere yelken açmak zorunda olduğunu ama kalbinin her zaman ona sadık kalacağını söyler. 
Şiir, Susan'n gözyaşları içinde zambak gibi beyaz ellerini sallıyarak 'Elveda' demesiyle son bulur.

Şiir, o zaman o kadar çok sevilir ki, efsaneye göre halk arasında ortası koyu mor - siyah, etrafı ise parlak sarı / turuncu olan bu çiçeğe, tıpki balladdaki ( şiirdeki gibi )  kara gözlü kıza atıfla 'Karagözlü Suzan' demeye başlanır. 

Not: 
Bu hikaye, halk arasındak adı Karagözlü Susan olan / güneşşapkası çiçeği (  Rudbecki hirta )  için de anlatılır.   Burayı tıklıyarak bu bitkiyi de tanıyabilirsiniz. 

Kaynaklar: Wikipedia, İnternet siteleri 

5 Eylül 2026

BASTON KAKTÜS ( Cylindropuntia Spinosior )

Baston kaktüs ( Cylindropuntia spinosior ) 

Halk arasındaki adı baston kaktüs olan Cylindropuntia spinosior,  Kuzey Amerika çöllerine özgü, odunsu gövdeli, çok yıllık bitkidir. Çok dikenli olduğu için 'dikenli kakatüs', kamış kaktüs de denir. Boyu, doğal olarak yetiştiği bölgelerde 2 - 3  metreyi bulur, dikine olarak büyür, gövdesi ve dalları  silindir şeklindedir. İlkbahardan başlayarak yaz boyu  pembe, kırmızı, mor, sarı veya beyaz renklerde, fincan şeklinde gösterişli çiçekler açar.  Yetiştirildiği bazı ülkelerde ( Avustralya ) istilacı ot olarak kabul edilmiştir. 

Neden baston kaktüs deniliyor? 

Bitki öldükten sonra dışındaki etli kısım dökülür, geriye  içi boş, silindirik ve üzerinde geometrik çıkıntılar olan, çok sert odunsu bir iskelet kalır. Yerliler ve kovboylar bu sert kaktüsleri toplayarak baston, şemsiye sapı, abajur ayakları gibi ev eşyaları yapımında kullandıkları için, adına  baston kaktüs denilmiştir. 

Baston kaktüs ve çiçeği 

Meyvelerinin tadı güzel değildir, ekşidir. Dikenleri yakılarak temizlendikten sonra, ekşiliği azaldığı için daha çok pişirilerek yenir. Yerli halk tarafından, açlık ve susuzluk zamanlarında daha çok  yenmiştir.  Çiçek tomurcukları sütten daha fazla  kalsiyum içerdiği için, kemik erimesine karşı geleneksel ilaç olarak kullanılmıştır. 

Halk arasında bu kaktüse; atlayan katüs, zıplayan kaktüs de denir. 

Dikenlerinin ucunda çok küçük kancalar bulunan bu katüsün yanından geçilirken bu dikenler nedeniyle en ufak bir temasta kaktüsün gövde parçaları ana bitkiden ayrılır ve dokunan kişinin kıyafetine ya da derisine yapışır. Bitki sanki üzerine atlamış gibi olduğu için bu adı almıştır. Hatta insanlar, kaktüsün üzerlerine doğru zıpladığını iddia ederler. Aslında bu; bitkinin yayılması için geliştirdiği bir stratejidir. Çöl hayvanlarının kürküne takılarak uzak mesafelere taşınan bu silindirik gövde parçaları, yere düştüğü anda kök salarak yeni bir kaktüs oluşturur. 

Baston katüs meyvesi 

Kuşlar ( kaktüs çalıkuşu ) yuvalarını yırtıcı hayvanlardan korunmak için bu kaktüsün en dikenli kollarının üzerine yaparlar. Dikenler o kadar sık ve kesicidir ki, tilki, yılan veya yırtıcı kuşlar bu yuvaya ulaşamaz. Kaktüs adeta kuşlar için aşılmaz bir kale görevi yapar. 

Baston kaktüs soğuğa oldukca dayanıklıdır ( - 15 - 18 derece ) şiddetli kış soğukları karşısında kışın gövdesindeki suyu toprağa salar ve ve buruşur, bahar gelince suyu tekrar içine alarak canlanır ve hiçbir şey olmamış gibi büyümeye başlar.  

Baston kaktüs çiçeği 

Baston kaktüs daha çok açık alanlarda, kaya bahçelerinde yetiştirilmeye uygundur. Saksıda yetiştirilirse, çok dikenli olduğu için  koyulduğu  yerin  özellikle çoçukların oyun alanlarından uzak ve yüksek olması gerekir. Direk güneşi sever, gölge yerlerde cılızlaşarak güzelliğini yitirir. En kolay çelikle üretilir, gövdesinden kesilen parça kabuk bağladıktan sonra dikilmelidir ve bir hafta sulanmaması gerekir. Normal çiçek toprağı yerine kaktüs toprağına dikilir. Toprağı kurudukca sulanır. Fazla su katüslerde kök çürümesine neden olur. 
Baston kaktüs ve  meyveleri 

Dev bir baston kaktüs ( Cylindropuntia spinosior ) 

Kaynaklar: Kaktüsler ve Diğer Etli ( sukulent ) Bitkiler ( Nejat Ebcioğlu ), Wikipedia, İnsukuland 
 

27 Ağustos 2026

KAZAYAĞI ÇİÇEĞİ ( Carpobrotus )

Buzçiçeği  ( Carpobrotus acinaciformis )
( Seferihisar / İzmir )
Halk arasında kaktüs sanılan kazayağı çiçeği (  carpobrotus ), aslında Aizoaceae ( Buzçiçeğigiller ya da Makasotugiller ) familyasına ait etli yapraklı ( sukulent ) bir bitki cinsidir. Üç köşeli olan  kalın yaprakları kazayağı ve makasa benzediği için  için,  kazayağı veya  makas otu denir. Ancak kazayağı ismi,  maydanozgillerden Oenanthe pimpinelioides ve horozibiğigillerden Chenopodium album ( ak sirken otu )  içinde kullanılır.  Bütün dünyada  toplam 30  türü vardır. Çoğunun Anavatanı Güney Afrika olan bu bitkilerin,  az da olsa bazı türleri Güney Amerika ( Şili )  ve Avustralya kökenlidir.  Ilıman ve subtropikal iklimlerde yetişir. Çok yıllık olan bu bitkiler sürünücü ve yayılıcıdır, bazı ülkelerde istilacı kabul edilmektedir. Yerel biyoçeşitliliği tehdit eder. Yaz mevsiminde papatyaya benzeyen  büyük ve gösterşli  çiçekler açarlar. Yaprakları kalın, yeşil renkli, üç köşeli ve sukulentir. İçinde aloe vera bitkisindeki gibi  şifalı ve antiseptik bir jel bulunur ( Denizanası sokmalarına, güneş yanıklarına ve böcek sokmalarına  iyi gelir ).  Bazı aizoaceae türleri içinde bulunan su kesecikleri  nedeniyle, buz kristalleri gibi  ışığı yansıtırlar,  bu nedenle eski adı kısaca  'mezem' olan Aizoaceae familyasına buzçiçeğigiller de denir.     

Carpobrotus, latince 'yenilebilir meyve' demektir, zira bitkinin ekşi incir veya cadı inciri denilen  meyveleri ve etli  yaprakları yenir.  Güney Afrika'da meyvelerinden reçel yapılır. Olgunlaşan meyvelerinin içindeki jölemsi kısım kabuğu soyulduktan sonra yenir. Tadı, kiviyi andırır. Ülkemizde,  parklarda, deniz kıyılarında, taş bahçelerinde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Özellikle kötü görünen yerleri kapaması için dikilir. Ayrıca deniz kıyılarında kumullara karşı, erozyonla mücadelede ve yangın tehlikesi olan yerlerde bariyer olarak kullanılır. Ege ve Akdeniz bolgelerimiz için uygundur.  Tam güneşli yerleri sever, gölge yerlerde iyi gelişemez ve çiçek açmaz. 

Makas otu da denilen kazayağı ( Carpobrotus )  cinsinin, yurdumuzda iki türü yetiştirilmektedir. 

Kazayağı çiçeği  ( Carpobrotus edulus )

Ekşi incir veya cadı inciri. 

Sarı kazayağı çiçeği  ( Carpobrotus edulis )
Kazayağı meyvesi ( Cadı inciri,  Ekşi incir ) 
-  Carpobrotus edulis: Kazayağı çiçeği, Cadı inciri, Makas otu, Buzçiçeği.   
Solarken pembeleşen, büyük,  sarı renkli ve gösterişli çiçekler açar. Bu nedenle, pembe - mor  çiçek açan yakın akrabası olan  Carpob acinaciformis'ten kolayca ayrılır.
- Carpobrotus acinaciformis: Kazayağı, Buzçiçeği, Katırtırnağı, Makas otu    
Pembe- mor renkli çiçekler açar. Bazı otoriteler bu bitkiyi C. edulis'in  varyetesi kabul etsede, birbirlerine çok benzeyen bu bitkiler bilimsel kaynaklarda ayrı türler olarak kabul edilir. Türkiye'de ve dünyada soğuğa karşı en dayanıklı olan bu tür  yetiştirilmektedir. 
Makas çiçeği ( Carpobrotus acinaciformis ) 
Kazayağı çiçekleri  kuraklığa, sıcağa ve tuza  dayanıklıdır, güneşli ve sıcak yerleri severler.  Soğuklara kısmen dayanıklıdır. Toprak bakımından seçiçi değildir, kumlu, taşlı ve drenajı iyi olan  yerleri tercih ederler. Kaba ve ağır olduğu için, saksı da yetiştirmeye pek uygun değildir. Hemen hemen hiç bakım istemez, yazın bir kaç haftada bir sulamak yeter, kışın sulmaya gerek yoktur. Üretilmesi çok kolaydır, çelikle ve tohumla üretilir.
Halk arasında katırtırnağı da denilen Carpobrotus acinaciformis )
 
Not: Diğer buzçiçeği türlerini tanımak için burayı tıklıyabilirsiniz. 
Kaynaklar: Kaktüsler ve Diğer Etli ( Sukulent ) Bitkiler (  Nejat Ebcioğlu ). Wikipedia, Evrim Ağacı  
 


15 Temmuz 2026

TARİHİN EN GİZEMLİ BİTKİSİ ADAMOTU ( Mandragora )

Sonbahar adamotu ( Mandragora autumnalis ) 

Tarihin her döneminde bir şekilde insanların karşısına  çıkan  adamotu,  patlıcangiller ( Solanaceae ) familyasından, çok yıllık, kötü kokulu ve otsu bir bitki cinsidir. Akdeniz havzası ve çevresine özgüdür. Bütün dünyada 4 türü vardır. Abdüsselam otu, mandragora, aşk elması, şeytan elması, şeytan mumu,  mandrake adı ile de bilinir. Bitkinin en ilginç yanı, toprak altındaki kalın kökünün çatallanarak  kolları ve bacakları olan bir insan silüetini andırmasıdır. Bundan dolayı, adına adamotu /veya ademotu denir. 

Adamotu hemen hemen gövdesizdir, yaprakları toprak üzerinde  rozet halinde oluşur,  iri ve koyu yeşil renklidir. Çan / huni  şeklindeki, mor renkli çiçekler daha sonra  yerini  eriğe benzeyen  sarı / turuncu  renkli meyvelere bırakır. 
Türkiye florasında doğal olarak yetişen iki farklı adamotu türü bulunmaktadır.
- Sonbahar adamotu ( Mandragora  autumnalis )*: En yaygın ve bilinen adamotu türüdür. Genellikle sonbahar ve kış aylarında mor, mavi veya lila renkli çiçk açar. Boş arazilerde, tarla ve yol  kıyılarında  yetişir.  
- İlkbahar adamotu  ( Mandragora officinarum ): Uzun yıllar Türkiye'deki varlığı tartışılmıştır. Türkiye Florası'na yeni dahil edilmiştir. İlkbahar mevsiminde yeşilimsi beyaz veya soluk sarı renkli çiçek açar.  

Antik Yunanlılar ve Romalılar,  uyuşturucu ve yatıştırıcı olması  nedeniyle adamotuna  çok değer vermişlerdir. Kök, gövde ve yapraklarını ağrı kesici, yatıştırıcı, uyuşturucu ( narkotik ) olarak,  birçok hastalığın tedavisinde kullamışlardır. Hastalara adamotu  çiğnetilerek  ve şarabı  içirilerek anestezi etkisi ile uyutulmuşlardır.

Sonbaharda kökleri sökülerek kurutulan adamotu, daha sonra kazınarak toz haline getirilmektedir. Toz suya karıştırılarak içilebileceği gibi, merhem halinde haricide kullanılmaktadır. Bitkinin tüm kısımları, özelliklede kökü çok zehirlidir. Doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Doğrudan ve kontrolsüz kullanımı ölümcül sonuçlar doğurduğu belirtilmektedir. 

Adamotu - meyvesi  ( Mandragora autumnalis)
 
Adamotu kökünün morfolojik olarak insana benzemesi yüzünden;  çağlar boyunca doğa üstü güçlerle ilişkilendirilerek  hakkında çeşitli efsane, batıl inanç ve büyü ritüelleri oluşmuştur.  

Çığlık efsanesi: Adamotu  topraktan sökülürken insanı öldürebilecek bir çığlık attığı  şeklindeki efsanedir. Bu nedenle adamotunu sökmek için aç bırakılmış köpekler kullanılırdı. Köpek bitkiye bağlanır, uzaktan et atılarak köpeğin koşması ve ve bitkiyi kökünden çıkarması sağlanırdı. Bu efsane aslında, bu bu bitkiyi toplayanlar ve şifacılar tarafından uydurulmuştur. Böylece, sıradan halkın  çok az bulunan bu değerli ve tehlikeli bitkiyi toplanmasını engellemek istenmiştir. 

Cadıların süpürge ile uçma efsanesi:  Bu efsanenin de kökeninde adam otunun uyuşturucu etkisiyle yaşanan bir trans ve uçma hezeyanı yatar. Orta çağda cadılar adamotu köklerini yağla karıştırarak bir tür  uçma  merhemi yapmıştır.  Bu merhem cilde ve süpürge sapına sürülerek uygulandığında, içindeki alkaloidler halusiyonlara ve havada uçtuğu hissini verirdi. Bu nedenle cadı avı döneminde, engizisyon mahkemeleri bir kadını evinde adamotu bulundurmasını doğrudan idam veya yakılma sebebi kabul etmiştir. 

Darağacı adamotu: Germen ve İskandinav mitlerinde, adamotunun  suçsuz yere  darağacında  idam edilen  kişinin toprağa düşen gözyaşlarından ve kanlarından filizlendiğine inanılırdı. Bu nedenle adına 'darağacı adam otu' denilmiştir. 

Adamotu meyvesinin  afrodizyak ( cinsel gücü artırıcı ) olduğuna inanılmaktadır. Bu yüzden Eski Yunan'da aşk tanrısı Afrodit'e bazen 'Mandragoritis' denilir.

İncil'de, Yakup peygamberin eşleri Lea ve Rahe çocuk sahibi olabilmek için adamotu meyveleri üzerinde pazarlık yaptığı anlatılır.   

Orta Çağ'da, kurutulmuş adamotu köklerinin evleri kötülüklerden ve nazardan  koruduğuna, sahibine şans, zenginlik ve kahinlik  getirdiğine inanılırdı. Bu nedenle yüksek fiyatla alıcı bulurdu.

Adamotuna yüklenen bu hikayelerin altında, bitkinin insan sinir sistemi üzerindeki güçlü ve tehlikeli etkisi yatmaktadır. Antik çağda acıyı dinderen bir kurtarıcı, Orta Çağ'da ise büyü aracı olarak görülmesi tamamen kimyasal yapısının  sonucudur. Bugün adamotunun sırları çözülmüş olsa da tarihin sayfalarında bırktığı gizemli izi asla kaybolmayacaktır. 

Sonbahar adamotu ( Mandragora autumnalis )

Sonbahar adamotu ( Mandragora autumnalıs )

* Seferihisar bölgesinde kış aylarının yumuşak geçmesi, bitkinin vejatasyon ( büyüme ) süresini uzatmaktadır. Bu durum bitkinin aslında sonbaharda başlayan çiçeklenme peryodunu ilkbahar aylarına kadar sarkmasına neden olur. Dolayısıyla bölgede bahar aylarında görülen çiçekli adamotları, yanıltıcı isminin aksine ilkbahar adamotu ( M. officinarum ) değil, fenolojik kayma gösteren sonbahar adamotu ( M. autumnalis ) populasyonlarıdır.  

 Kaynaklar: Wikipedia. Bitki Mitosları ( Deniz Gezgin ) 


29 Haziran 2026

KÜBA KEKİĞİ

Küba kekiği ( Plectranthus amboinicus ) 
Bilimsel adı Plectranthus  amboinicus ( veya Coleus plectranthus ) olan küba kekiği ballıbabagiller ( Lamiaceae ) familyasından, çok yıllık, etli yapraklı ( sukulent ) ve otsu bir bitkidir. Zamanla gövdesi kalınlaşır.   Küba kekiği, aslında ne  Kübalıdır ne de gerçek bir kekiktir. Bitkiye  bu ismin verilmesinin nedeni, Küba mutfağında çok kullanılması ve tadının - kokusunun kekiğe çok benzemesindendir. Ayrıca, Meksika nanesi, İspanyol kekiği, Fransız kekiği, Hint hodanı gibi adlarla da bilinir. 

Ana vatanı Güney ve Doğu Afrika'dır ( Kenya, Tanzanya, Güney Afrika, Mozambik ve Madagaskar adasında doğal olarak yetişir ). Yüzyıllar önce deniz yoluyla önce Hindistan'a  ve Güneydoğu Asya'ya, oradan da Karayipler ve Amerika kıtasına taşınarak tüm dünyaya yayılmıştır.

Tropikal iklimlere özgü bir bitki olan küba kekiği, sıcak ve ılıman  iklim görülen bölgelerde  yetişir.  Direk güneş yapraklarına zarar verir, geçirgen, kumlu ve humus bakımından zengin  gevşek toprakları sever.  Soğuk bölgelerde saksıda yetiştirmek ve kışın içeri almak gerekir. Sukulent olduğu  için, kuraklığa dayanıklıdır. Toprağı kurudukca sulamak gerekir, fazla su kök cürümesine sebep olur.  İç mekanlarda pencere önlerine ve  kedi ve köpeklerin ulaşamayacağa  bir yere koymak gerekir.  Gölge yerlerde bitki cılızlaşır ve güzelliğini kaybeder.  Kedi ve köpekler için zehirlidir.  

Küba kekiği - yaprağı
( Plectranthus amboinicus )  
Küba kekiği, baharat ve süs bitkisi  olarak yetiştirilir. Nadir çiçek açar, iç mekanlarda hiç açmaz. Zaten çiçekleri küçük ve gösterişsizdir ( başak halinde, iki dudaklı, beyaz, menekşe ve leylak renklerinde olabilir ). Yaprakları kalın, keskin  kokulu, kedifemsi ( tüylü )  ve  yeşil renklidir.  Süs bitkisi olarak daha çok,  alaca yapraklı ( variegata )  çeşitleri yetiştirilir. Baharat olarak, aroması daha fazla  olduğu için, yeşil yapraklı  doğal türü tercih edilir. Yaprakları, çiğ ve  kurutularak çorba, salata  ve et yemeklerinde baharat olarak kullanılır. Kekik - nane karışımı baskın bir  kokusu vardır. Çayı, öksürüğe ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği belirtilmektedir.  Ayrıca mutfak temizliğinde  kullanılır, iyi bir  yağ çözücüdür.  Kötü kokuları emerek, havayı temizler. 

Küba kekiği, doğal bir sivrisinek savardır. Yapraklarında yüksek oranda bulunan  bazı uçucu maddeler nedeniyle, sivrisinek ve haşeriler tarafından sevilmez.  Kimyasal sprey kullanmadan sivrisinek ve karasinekleri  yaşam alanından uzak tutar. Bitkinin yaprağı ezilerek suyu / yağı vücuda sürülürse sinekleri  uzak tutar.  Bir kaba 6 - 7 yaprak küba kekiği atıp 10 dakika kadar kaynatıp, soğuduktan sonra bu suyu süzüp bir sprey şişesine doldurarak doğal bir sivrisinek kovucu olarak kullanılır.    

Küba kekiği, yetiştirilmesi son derece kolay bir bitkidir.  Koparılan bir dalı doğrudan veya  suda köklendirdikten sonra  toprağa dikilir. Ayrıca  budama sırasında  kesitiğiniz dalları atmıyarak,  yeni bitkiler üreterek dostlarınıza bu güzel ve faydalı bitkiyi hediye edebilirsiniz. 

Yararlandığım Kaynaklar: Bahçede Küba Kekiği Nasıl Yetiştirilir ( Gardening Know How ), Küba Kekiği Bakımı ( İnsukuland ), Coleus amboinicus ( Wikipedia )  

15 Haziran 2026

AT KESTANESİ ( AESCULUS )

Beyaz çiçekli at kestanesi ağacı
( Aesculus hippocastanum ) 
At kestanesi, Akçaağaçgiller ( Sapindaceae ) familyasından, kışın yaprağını döken, 20 -30 metre kadar boylanabilen bir ağaç cinsidir. Meyveleri normal kestaneye benzer ancak insanlar için zehirli olduğu için yenmez, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılır. Geyikler için önemli bir besin kaynağıdır. Meyveleri atlarda görülen solonum hastalığının tedavisinde kullanıldığı için,  adına at kestenesi denmiştir.  Anadolu kestanesi  ( Castanea sativa ) ile hiçbir akrabalığı yoktur. Kuzey yarım küreye özgüdür, bütün dünyada 19 doğal türü bulunmaktadır. 

Yurdumuzda  en çok beyaz çiçekli olan at kestanesi ( Aesculus hippocastanum ) türü ve kültürleri,  yol kenarlaında, parklarda süs bitkisi ve gölge ağacı olarak yetiştirilir.  Balkanlarda doğal olarak yetişir.  Yurdumuzda  doğal olarak yetişmez ancak,  Osmanlılar zamanından  beri  yetiştirilmektedir. Hatta, Avrupa'ya Kanuni Sultan Süleyman dönminde İstanbul'dan götürülmüştür. Günümüzde, ılıman iklim görülen  bir çok ülkeye  yayılmıştır.    
Cins adı meşe ağacı ( Romaca ) demektir,  epitet ( tür adı ), Eski Yunanca at kestanesi demektir.  Yeşil renkli, elsi, kenarları tırtıllı, bileşik ( 5 - 7 yaprakcıklı )  yapraklıdır.  Kurak bölgelerde, yazın yaprakları dökülür.  İlkbaharda, dik salkımlar halinde,  tac yaprağı pembe lekeli beyaz renkli,  gösterişli  çiçekler açar.
Sıcak bölgelerde  at kestasi ağacı yazın  yapraklarını döker. 
Beyaz çiçekli at kestanesi ağacı ve meyveleri 
Beyaz çiçekli at kestanesi ve  çiçeği 
Yurdumuzda, süs bitkisi olarak yetiştirilen diğer at kestanesi  türleri ise  şunlardır: 
- Pembe - Kırmızı çiçekli at kestanesi ( Aesculus  x carnea ): Melez ( hibrit ) bir türdür. Amerika'ya özgü bir tür olan  kırmızı  çiçekli at kestanesi ( Aesculus  pavia ) ile beyaz çiçekli at kestanesi'nin  ( Aesculus hippocastanum ) yapay bir melezidir ( hibrit). Beyaz çiçekli atkestanesi  kadar  olmasada park, bahçe ve yol kenarlarında yetiştirilir.  Meyveleri daha küçük ve  kabuğu  daha  az dikenlidir, adından da anlaşılacağı gibi kırmızı - pemge  çiçek açar. 
- Sarı çiçekli at kestanesi ( Aesculus flava ): Kuzey Amerika menşeyli büyük bir ağaçtır. Sarımtrak beyaz renkli çiçek açar,  az da olsa park ve bahçelerde yetiştirilir.   
- Kırmızı çiçekli at kestanesi ( Aesculus flava ): Kuzey Amerika menşeyli bir türdür. Soğuğa çok dayanıklı olduğu için ( - 30, - 35 derece )  İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerimizde daha çok yetiştirilir. Kırmızı çiçek açan küçük bir ağaçtır.
- Çali at kestanesi ( Aesculus parviflora ):  Yazın beyaz renkli çiçek açan çalı formlu bir bitkidir. 
Kırmızı çiçekli at kestanesi çiçeği ( Aesculus x carnea ) 
At kestanesi ılıman iklimlerde yetişir, güneşli, yarı gölge  yerleri ve derin, geçirimli, humusca zengin, nemli toprakları sever. Soğuğa oldukca dayanıklıdır ( - 20 - 25 derece ), yurdumuzun hemen hemen bütün bölgelerinde yetişir. Ancak, yazın  sıcak ve kurak  geçen Güneydoğu ve Akdeniz bölgeleimiz için  uygun değildir. Kurak geçen yerlerde,  yazın  yaprağı  döker ve sulama ister.   Karaadeniz Bölgesi ve Marmar Bölgelerimiz  için  en  uygundur. At kestanesi meyveleri 'saponin' bakımından zengindir, bu nedenle kozmetik ve sabun yapımında kullanılır.  At kestanesi tohumdan üretilir. 

Sevgili bitki severler, yazıma son vermeden önce, at kestanesi ile ilgili, ilginç bulduğum bazı  bilgiyileri  de  sizlerle  paylaşmak istedim. 
Ağaçları tanıyalım, sevelim ve koruyalım. 
-Fransa, kraliçesi Maria de Medici döneminde ( 1615 ... ) at kestanesinin yıldırım düşmesini engellediğine ve elektriği çektiğine inanıldığı için, Medici hem sarayını hemde Paris'in caddelerini korumak amacıyla ( paratöner olarak ), Osmanlı padişahı I. Ahmed'den at kestanesi fidan istemiş ve İstanbul'dan  getirtilen bu  fidanları  Paris'in ünli Şanzelize bulvarının bulunduğu yere  diktirtmiştir. 
- At kestanesi meyvelerine Avrupa'da 'conker' denirmiş.  Cebe atılan  conkerlerin  kişiyi  hastalıklardan koruduğuna ve uğur getirdiğine inanılırmış.  
- II. Dünya savaşı sırasında, at kestanesi tohumları toplanarak İngilter'de barut ve patlayıcı yapımında kullanılmıştır.
- Atkestanesi tohumları  kurutulduktan sonra  toz haline getirilerek, çamaşır makinalarında  detarjan olarak kullanılabilirmiş. 
Kırmızı çiçekli at kestanesi ağacı ( Aesculus x carnea )

Kaynaklar: Türkiye'nin Ağaçları  ve Çalıları ( Necati Güvenç Mamıkoğlu ). Ağaçlar ve Çalılar 1 ( Prof. Dr. Ersin Yücel ). Türkiye'nin Bütün Ağaçları ve Çalıları ( Prof. Dr. Ünal Akkemik ). Peyzaj Bitkileri  ve Özellikleri ( Erdi Ekren ). Wikipedi 

18 Şubat 2026

SÜS LAHANASI ( Acephala )

Süs lahanası ( Brassica oleracea var. Acephala ) 
Renkli yaprakları ve hoş görünüşü nedeniyle,  süs bitkisi olarak  yetiştirilen bir karalahana ( Brassica oleracea )  çeşididir.  Turpgiller ( Brassicaceae )  familyasından olup  anavatanı Avrupa'dır. Bilimsel adı Brassica oleracea var. Acephala'dır. Ilıman ve serin iklimler için uygundur. İki yıllık bir bitki olmasına karşı, sıcakta  yapraklarının rengi bozulduğu için  mevsim çiçeği olarak yetiştirilir. 

Kışın ve ilkbaharda park, bahçe ve  orta refüjlarda  yetiştirilir, oldukca dekoratiftir. Peyzaj çalanında kullanılır. Saksıda da yetiştirilir ancak, iç mekanlar için uygun değildir.  Etrafına yayıldığı için mesafeli  dikmek gerekir. İkinci yıl, bütün lahana çeşitleri gibi  sarı renkli, küçük ve gösterişsiz çiçekler  açar. Tohum elde edilmek istenmiyorsa, çiçek  açmaya başlayınca  sökülüp atılır. Renkleri ve şekiller farklı birçok çeşidi vardır. Tadı  güzel değildir. 

Yapraklarının rengi ve şekli çeşitlerine göre değişir. Tohundan yetişen fidanlar önce normal lahanı gibidir, havalar soğumaya başlayınca dıştan içe doğru  renklenmeye başlar.  Beyaz, sarı, pembe, kırmızı veya mor  renklerde, kıvırcık, düz ve saçaklı yapraklı çeşitleri vardır. 

Derin, organik madde bakımından zengin, geçirimli toprakları ve güneşli, yarı gölge yerleri  sever. Hafif donlara dayanır, serin yerleri sever.  Soğuk mevsimlerde yetiştiği için fazla su  ihtiyacı olmaz, toprak kurudukca sulamak yeter. Tohumdan üretilir. Saksılarda  satılanları  havalar ısınmaya başlayınca almamak gerekir. 

Süs lahanası ( Brassica oleracea var. Acephala 

Süs lahanası ( Brassica oleracea var. Acephala )

Süs lahanası ( Brassica oleracea var. Acephala )

Süs lahanası ( Brassica oleracea var. Acephala )

Süs lahanası ( Brassica oleracea var. Acephala )

Kaynaklar: Wikipedia 

13 Ocak 2026

LİF KABAĞI ( Luffa )

Mısır salatalığı ya da  Vietnam lif kabağı
( Luffa aegyptiaca ) 
Lif kabağı,  aslında  kabak ( Cucurbita pepo ) cinsinden değildir, kabakgiller ( Cucurbitaceae ) familyasının  lifkabağı  ( luffa ) cinsine mensup,  tek yıllık,  sarııcı,  tırmanıcı ve  otsu bir bitki cinsidir. Anavatanın Güney Asya olduğu söylenmekle beraber, Batı Afrika da  olabileceği belirtilmektedir.   Olgunlaşan meyvelerinden elde edilen lif mutfaklarda bulaşık süngeri ve banyolarda kullanılır. Bu nedenle adına lif kabağı veya sünger kabağı denir.  Meyveleri olganlaşmadan önce körpe iken toplanarak sebze olarak yenir.  Tropikal ve subtropikal ıklimlerde yetişen bu bitki için,  sıcak geçen gün  sayısının  150 günden az olmaması gerektiği belirtiliyor.   Daha az güneşli ve sıcak geçen yerlerde sebze olarak yetiştirilir.  Mineral ve vitamin bakımından zengindir.  Yetiştirilmesi kolaydır. fazla emek istemez.  Güneşli yereri ve humuslu, drenajı iyi, derin,  toprakları sever.  Toprağının kurumasına izin vermemek gerkir. 

Luffa cinsinin, dünya da  ikisi kültür olmak üzere  toplam yedi türü vardır. Tropikal, subtropikal ve ılıman  iklim görülen bölgelerde  yetiştirilir. 

Yurdumuzda, lif kabağanın iki türü yetiştirilmektedir. Her ikiside yenir ve lif elde etmek için kullanılabir. Çiçekleri parlak sarı renkli ve gösterişli olduğu için süs bitkisi olarak da yetiştirilmektedir. Erkek ve dişi çiçekler ayrıdır. Dişi çiçekler meyveleri ile ortaya çıkar, tozlaşma olmazsa dökülür. 

                               Mısır salatalığı / Vietnam lif kabağı ( Luffa aegyptiaca ) 

Güney ve Güneydoğu Asya'ya özgü tek yıllık bir bitkidir. Meyveleri salatalığa benzer, 30 cm kadar büyür. Yaprakları koyu yeşil renkli ve  üç lopludur. Çiçekleri parlak sarı renkli olup gösterişlidir, bu nedenle süs  bitkisi olarak da yetiştirilir. Meyveleri körpe iken yenir. 

                               Köşeli lif kabağı / Çin bamyası ( Luffa acutangula )

Meyveleri köşelidir, bamyayı andırır, bu nedenle Çin bamyası da denir. Güney  Asya'ya özgüdür.  Bazı ülkelerde sebze olarak yetiştirilir. Çiğ ve pişirilerek yenir. Körpe iken hasat edilmezse liflerinden banyo lifi ve bulaşık süngeri yapılarak kullanılır.

Galeri: 

Lif kabağı ( Luffa aegyptiaca ) 

Lif kabakları  ( Luffa aegyptiaca )
 
Lif kabağı - tohum ( Luffa aegyptiaca )
 
Lif kabağı - meyveler  ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - meyve ve tohum  ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - meyve  ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - yapraklar  ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - dişi çiçek  ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - çiçeği  ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - çiçek tomurcukları  ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - yaprağı ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı ( Luffa aegyptiaca )
Lif kabağı - meyve ( Luffa aegyptiaca )
            Lif kabağı - çiçeği  ( Luffa aegyptiaca ) 
Kaynaklar: Wikipedia. 

10 Ocak 2026

HERCAİ MENEKŞE ( Viola x wittrockiana )

Hercai menekşe çiçekleri 
( Viola x wittrockiana ) 

Kışın ve ilkbaharda bahçeleri ve  parkları renk çümbüşüne döndüren hercai menekşeler melez bir türdür,  kokulu menekşe ( Viola odorata ) gibi doğada yetişmez.  Gerçek hercai menekşe ( Viola tricolor ) ile bazı  menekşe türlerinin melezlerdir ancak tohum verir ve bazı çeşitleri kokuludur. Eskiden hercai menekşenin varyetesi kabul edilirken  ( Viola  tricolor var. hortensis ) günümüzde ayrı bir tür kabul ediliyor olsa da adına herci menekşe denir. Bilimsel adı  'Viola x wittrockiana' dır. Çiçekleri değişik renklerde ( mavi, mor, kırmızı, pembe, sarı, bordo, beyaz ve iki renkli ), büyüklüklerde ve  desenlerde olup çok fazla  kültüvarları  vardır. Çiçek ve yaprakları yenebilir. 

Hercai menekşe - doğal  ( Viola tricolor )
Kültür olarak yetiştirilen hercai menekşeler  kısa ömürlüdür, iki yıllık bir bitki olmasına rağmen tek yıllık ve mevsim çiçeği olarak yetiştirilir.  Güneşli ve yarı gölge yerleri  ve humuslu, drenajı iyi nemli toprakları sever. Varyetelerine göre değişmekle beraber, genel olarak  soğuğa dayanıklıdırlar ve  kısa süreli donlara dayanır bu nedenle yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde  yetiştirilebilir.  Kışın ve ilkbaharda çiçek açar, en güzel kış çiçeklerinden biridir, saksıda da yetişir.  
Serin iklimleri  sever, yazın sıcak yerlerde ölür. Fazla bakım istemez, daha bol çiçek açması için solan çiçeklerini ve fazla uzayan dalları budamak gerekir. 
Herca menekşe tohumla, kökten ayırarak ve ucçeliği ile üretilir. Pazarlarda naylon poşetler içinde satılan   fidelerden zevkinize göre seçerek de yetiştirebilirsiniz. 

Galeri: İyi seyirler sevgili çiçek severler. 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe ( Viola x wittrockiana ) 
Hercai menekşe - Hibrit ( Viola x wittrockiana ) 

Not: Hercai Menekşe İle Kardelen Çiçeğinin  Aşkı. Bu hikayeyi de okumak  isteyebilirsiniz.  
Kaynaklar: Wikipedia